abekaroglu @ gmail.com

Geçen yıl ‘tonyahaber’de ‘yılbaşında gazetenin yayınına son veriyoruz’ haberi yapılınca son aralık sayısında yayınlanmak üzere gazeteye, ‘Bundan Sonra Bir “tonyahaber” Vardı Diyeceğim’ başlıklı bir yazı göndermiştim. Aşağıda paylaşacağım söz konusu yazımda, ‘yazılarıma asla sansür uygulanmadığını’ da belirtmiştim. Yazım henüz yayınlanmadan önce Hasan Kalyoncu Bey’le kendisinin komşusu ve benim de akrabam olan Abdurrahman Altuntaş Bey’in Akyazı’daki cenazesinde karşılaşmıştık. Teşehhüd miktarı ayak üstü sohbetimizde Hasan Kalyoncu Bey bana, ‘sana ilk defa sansür uyguladık, yazını yayınlamadık, çünkü gazeteyi kapatmıyoruz, gelen yoğun istek üzerine “tonyahaber”i bir yıl daha devam ettirme kararını aldık.’ dedi. Ben de, sevindim ama umarım bir gün bu yazım yayınlanmaz, çünkü söz konusu yazım bilgisayarımın ekranında duruyor demiştim.

Aradan geçen bir yıl boyunca ‘tonyahaber’ gazetesi yayınlandı, ben de bu sürede gazeteye her nedense yazı göndermedim, tahdid olmaması nedeni ile  hep internet sayfasında yazmayı seçtim. Ancak ‘aralık sayısı ile beraber  ‘tonyahaber’in yayın akışını sonlandıracağı’ haberini öğrenince, ben de; bir yıl önce kaleme aldığım yazımla veda ediyorum. İşte o yazım:

Tonya'da gazete çıktığını öğrendiğim zaman, vay be Tonya'da matbaa mı kurulmuş ki gazete çıkarılıyor? Diye düşünmüştüm. Bu şaşkınlığımdan bir süre sonra bu gazetenin yani 'tonyahaber'in bir bilgisayar üzerinde hazırlanıp dizgisinin yapıldığını, sonra da baskıya gönderilip ülke sathında ve yurt dışındaki abonelerine dağıtıldığını öğrenince şaşkınlığım daha da artmıştı. Gazetenin önce abonesi, sonra da şayet sayılır ise zaman zaman yazarı oldum. 'Her Şeyin Başı Besmele' başlığı ile ilk yazımı kaleme almıştım ve 'Bir tonyahaber Vardı Diyeceğim' başlıklı yazım da sonuncusu oldu. 'tonyahaber'e ara sıra yazıyorum diye çoğu zaman benden ücret alınmadı. Bir defacık olsun bana, 'paranı niye yatırmadın?' da denmedi ve ‘tonyahaber’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hasan Kalyoncu ile imtiyaz sahibi İnan kalyoncu beylerlebazı konularda farklı düşünsek bile yazılarıma asla sansür uygulanmadı. Zaten; sansür uygulanan hiçbir yerde yazmam, sansür uygulanmayan her yerde de yazar ve görüşlerimi, ‘kim ne der?’, ‘acaba birisi rahatsız olur mu?’, vs. hesapları yapmadan özgürce dile getiririm. Dediğim gibi bu gazetede yazımın noktasına ve virgülüne dahi dokunulmadı. Daha önce de bu sütunlarda belirtmiştim, bana göre gerçek bir gazete; her kesimden ve her düşünceden görüşlerin yer verildiği objektif bir yayın organı olmalıdır. Elbette 'tonyahaber'de katıldığım olduğu gibi katılmadığım konuların da olduğu bir dünya görüşü ve yayın akışı vardı. Ama ülkemizdeki gerek yerel ve gerekse ulusal gazete ve televizyonlara baktığımızda, hepsi sadece kendi dünya görüşlerini yani tek bir düşünceyi ön plâna çıkarıyorlar. Bu sebeple ben onlara; gazete, radyo ve televizyon değil de, 'tek taraflı bülten' diyorum. İşte ben; 'tonyahaber'de, diğerlerine nazaran mümkün mertebe kendi yayın çizgisi dışındaki yazılara ve düşüncelere de yer vermeye çalıştığını gördüm. Dediğm gibi yazılarımda 'katılmadıkları yönler' olmasına rağmen 'tonyahaber'in imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeninin  bunları asla yayından çıkarmadılar. Vedalar zordur, ama 'Beka' yani 'ebedilik' başka bir ifade ile 'sonsuzluk'; Yüce Yaratıcı'ya ait bir sıfattır. Her şeyin bir sonu olduğu gibi, 'tonyahaber' de fanilikten münezzeh değildi, bir gün nihayete erecekti ve öyle de oldu. Yirmi küsur yıldır maddi ve manevi fedakarlıklarla bu yayını yapabilmek; tebrike şayandır. Kur'an-ı Kerim'de, 'andolsun ki size kendi içinizden öyle bir peygamber gönderilmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz O'na çok ağır gelir, o sizin üzerinize titriyor,  mü'minlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir' (Tevbe, 9/128) ayetin ile o günkü Mekke Halkı'nın kendi içerisinden çıkan peygamberle övüneceklerine bundan rahatsızlık duymaları yeriliyor. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, bu ve benzeri ayetlere, 'dar görüşlü toplumlar, kendi içinden çıkan değerlerde kendilerini göreceklerine bunu idrak edemez, ya da görmemezlikten gelirler' diye yorum getirir. Hep söylene gelen şöyle genel bir kabul var, biz şark toplumlarında, 'değerler, sahip olununca değil de, genelde elden çıktıktan sonra daha iyice takdir edilmesi' gibi bir zaaf var. Kendi adıma söylüyorum, 'tonyahaber'in değerini yayın hayatında iken biliyordum ama bundan sonra daha iyi anlayacağım da bir gerçektir. 'tonyahaber''in yöresel de olsa güzel haberler yaptı, derinlemesine çalışılmış araştırma yazılarına yer verdi. Makalelerinde katılmadığım görüşler olsa da kendi alanlarında ulusal bazda yazanlara bile taş çıkartacak köşe yazarlarına alan açtı. Önerbay Lermi Bey’in çok sanatik şiirlerini, Mevlüt Sağlam Bey’in Tonya ve yöredeki toplumsal olayları tasvir eden duygu dolu manilerini zevkle okudum. Ahmet İnce ve Ekrem Ali Altuntaş da gazetenin müdavim yazarları oldular. 'tonyahaber'in kurucusu ve an sonradan Genel Yayın Yönetmenliğini yürüten Hasan Kalyoncu ve an İmtiyaz Sahibi olan İnan Kalyoncu Bey'lere hem böyle bir gazeteyi tüm zorluklara rağmen uzun yıllar çıkartabildikleri ve hem de yazılarıma sansür uygulamadıkları için teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık. Ve maalesef ki bundan sonra, 'Bir 'tonyahaber vardı' diyeceğim…