BRÜKSEL - Anayasa değişikliğine ilişkin halkoylamasını hukuk dünyasından çok siyasetçiler sahiplenince anlamsız bir yarış başlamış oldu.  

        "EVET" ve "HAYIR" kutuplu bir halat yarışı...

        Siyasal bir gösteri...

        Ama ne güç gösterisi!..

        Her tür karalama ve de aşağılama rekabeti!..

        "Anayasa değişikliği" için halkoylaması yapılacağından çoğu siyasetçi bihaber...

        Ya da haberdar da; olayı particiliğe çekmeyi kendi çıkarına görüyor.

        Bu tarihsel olayın özünden/öneminden söz etmeyip, daha çok dolaylı yollardan rendevari kendine yontup; "koltuktan olma endişesi/korkusu"yla akıllarınca "anayasacılık" oynuyorlar.

        İleride yapılacak seçimler için de gövde gösterisi, moral kaynağı kazanılmak isteniyor.

                                                        Xxx

         Sportif alanda;  sadece sporcunun formuna/gücüne ve spor etik kurallarına dayalı olan rekabet;  siyasette tamamen başıboşlukta yürütüldü/yapılageldi bugüne maalesef.

         Ne başka ülkelerdeki demokrasi geleneği, ne de yerleşik toplumsal etik kurallar dikkate alınıyor böylesi siyasal çekişmelerde... 

         İlla da bizim parti kazansın!..

         Senin partinin kazanması mı önemli, yoksa toplumsal kazanım mı?

         Siyasetçi, bu etik noktada durup söylem ve davranışlarıyla rüzgar gülü gibi doğru yön göstermedikçe; "demokrasi öğretmenliği"ne soyunmadıkça,  bu ülkede demokrasinin gelişip yerleşebileceğini  kim iddia edebilir?

                                              Xxx

          Avrupa'dan doğru bakıldığında siyasal hareketliliğin özünde bilinçsiz, dahası sağduyulu bir görüş ve söylem eksikliğinin varlığı sırıtıyor. İnsan daha önceki deneyimlerinden hiç mi ders çıkarmaz kendine? 

          Siyasetçilerin anayasa gibi çok önemli konuda ortak bir görüş oluşturamadan halkoylamasına gitmelerini,  onların karnelerine "geçer not" olarak mı  yazmak gerekir?

          Elbette sonuçta, "anayasa taslağı" sandığın içinde kalacak değil.

          Yarışı bir taraf kazanacak... Parti değil...

          Sportif anlamda olsa; kazanan da, kaybeden de  etik kurallar çerçeve içinde  bir sonuç  deyip yoluna devam eder.

          Bizim siyaset anlayışımızda bu yok... 

          Mezarlardaki insanlar üzerinden siyaset olgusu yaratıp; koltuk kapma yarışında rakiplerini karalayarak, aşağılayarak kazanmak öteden beri hüner oldu kimi siyasetçilere... 

         Örnek mi? Geçmişte siyasetçinin birinin ; mitingde "İsmet Paşa asker kaçağıdır" yalan söylemine sarılması... Bu yoldan seçmeni aldatıp seçim kazanmayı mübah sayan ve bu yolu hüner gören kendine...

         İşte siyasetçinin kötü tipi... Demokrasimizin kökünden bu yalancı/sahtekar "kibrit suyu"nu kurutmamız gerekiyor öncelikle...

                                                         Xxx

         Daha önce de anayasa değişikliği için halkoylamasına gidildi bu ülkede. O zamanlar, "demokrasiye dönme" sözbirliği yapılmışçasına  değişiklikler halkoyuyla onaylanarak kabul edilmedi mi?

         16 Nisanda yapılacak anayasa değişikliği halkoylaması üzerinden yaratılan/yaşanan siyasal kirliliğin; anlamını ileride tarih yorumlarken kime gülecek, bir düşünsek nasıl olur?