Görünen manzara ortada... "Arife tarif gerekmez..."  Yıl 365 gün... Her gün kavga mı olur? 
Her gün sataşma, aşağılama, huzursuzluk... Yıl 365 gün ama; kavgaya, hizibe az geliyor ki, ara vermeden yıllar boyu sürüp gidiyor. Duracağı konusunda da umut yok.
        Öyle bir huzursuzluk filmi ki, antraktı/ara vermesi yok, gece-gündüz gösterimde...
        Siyasetçiler bulundukları mevkilere seçilerek geldikleri için "seçkin kişi" olmak gibi bir özellik/güzellik taşımaları gerekir diye düşünenler hep yanılıyorlar bu manzara karşısında.
        Bu "seçkin kişi" olma zorunluğu unutuluyor nedense...
        Bozuk olan değirmen çarkını düzeltmemek örneği, kısır döngüye yakalanmış bir durum  sürüp gitsin isteyen siyaset anlayışı da var maalesef.
        Nedeni de yine siyasetçi...
        Bu ülkenin en büyük sorunu "demokratik anayasa" eksikliği diyen siyasetçi; kavga, gürültü, atışma-itime, yumruklaşma, bacak ısırma hareketi derken kendi kafalarına göre "ana/yasa" yaptılar. 
        Ama arkası?.. Arkası yok!..
        Arkası var, aslında... "Seçim Yasası"nın ve "Siyasal Partiler Yasası"nın değiştirilmesi hiç akıllara/uslara gelmiyor, getirilmiyor. 
        Bu çekişmeler, yumruklaşmalar, kavgalar, bacak ısırmalar biter diye akıllara/uslara getirilmiyor.
        Çünkü bu iki yasa, siyasetçinin en çok çekindiği/korktuğu konu... 
        Seçilememek korkusu...
        Bu korku nedeniyle;  iktidar olmadan önce seçim ve siyasal partiler yasasından yakınan siyasetçiler; işbaşına gelince unutkanlık hastalıkları nüksediyor nedense?
        Bünün nedeni de; koltuğa giden yolda barikat olsun, kasis olsun hangi siyasetçi ister?
        Bugün siyaset alanında yaşanan olumsuz manzaranın  adı geçen iki yasanın halen uygulanmasından, değiştirilmemesinden kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz.
        Parti genel başkanının çevresinde "dikensiz gül bahçesi" görme arzusunun yarattığı siyasal manzaranın sıkıntıları bu manzarayı yaratıyor.
        2019 seçimleri için tekrar koltuğu kapma yarışına girenler; şimdiden akortlu-akortsuz söylem yarışı yapıyorlar her konuda...
        Ama, "Seçim Yasası"nın ve de "Siyasal Partiler Yasası"nın değiştirilmesi hiç akıllara getirilmiyor.
        Çünkü, o zaman abdest bozuluyor.
        Tabii ki yazık oluyor bu ülkeye!..
                                                                    ***
        Siyaset dünyasında demokrasi için gelenekler yaratamamış olmanın sıkıntılarını yaşıyoruz.
        Anayasa'yı değiştire-değiştire yamalı bohçaya dönüştüren bizler...
        Anayasa'ya uygun yasalar çıkarmayan da bizler...
        Daha doğrusu, demokrasi algısında tutarsızlığı da seven bizler.
        O zaman elbette bu hizipler, bu kavgalar ülke boyutunda yaşanır.
        Böyle başka bir ülke var mı?