Artık iyice anlaşıldı ki; önceki ABD Başkanı Obama  zamanında gün yüzüne çıkarılıp uygulamaya konulan  "Büyük Ortadoğu Projesi"nin (BOP) hedef tutması için çalışılıyor. Çünkü, Batılı emperyalist kafalar, gelecekte yapacakları işler için bir kaç yüzyıl önceden plan yapar, üzerinde yıllarca düşünür, sabırla bekler ve zaman zaman küçük küçük ön uygulamalar yapar.
        BOP da Ortadoğu'yu hrıstiyanlaştırma programı olarak raftan indirilip uygulamaya konulmuş bulunuyor. 
        Günümüz ABD Başkanı Trump;  işte böyle bir planı uygulama sorumluluğu taşıyor.
Başarılı olur mu?  Olamayınca da ABD'nin geleceği tartışmaya açılır. Her alanda, özellikle sanayisi duracak olursa, karın boşluğundan kroşe yemiş boksör gibi dünya ringine sırtüstü serilir, nakavt olur.
        ABD dağılır, biter. Bunu önlemek, yani yaşam düzeyini sürdürmek derdine düşen ABD, işte bu nedenle hep - özellikle Müslüman- geri kalmış ülkelerin ensesinde boza pişirmeyi seviyor.
Kendisine yaşam alanı açmayı hangi koşulda olursa olsun istiyor/özlüyor.
        İşte bunun içindir ki, Ortadoğu'da huzursuzluk ortamı yarattı ve sömürüyü burada yapıp ayakta kalma çareleri arıyor yıllardır.
        Yakıp/yıktığı, perişan ettiği Irak'a huzur, refah, demokrasi getirecekti. Libya da öyle...
        Hani nerede?
        Kontrol ettiği Batılı medya gruplarının dilinden Irak lideri Saddam Hüseyin'i  "diktatör" ilan eden, elinde güçlü silahlar, hatta nükleer silah bulunduğu propagandası yapıp; kamuoyu yaratan zalim güçlerin yalanı sonunda ortaya çıktı. İş işten geçti, koca bir ülke yanmış/yıkılmış oldu bir kere.
        Irak bu perişanlığın, bu felaketin getirdiği yıkımı gidermenin peşinde şimdi. Ama huzursuz...
        Yönetimi Batılı güçlerin kontrolünde...
        Dikkatinizi çekmiştir mutlaka...  ABD işgali öncesi Saddam'ın ülkesinin egemenliğini koruma adına çok sert uyarılarda bulunduğu, gerekirse ABD'yi ve onunla işbirliği yapacak ülkeleri vuracak güce sahip olduğu medyada dillendiriyordu. Tabii ki bu psikolojik savaştı...Batılı medya güçleri, aldıkları talimatı/emirleri gereği böyle yazıyorlardı.
        Saddam'ın o günlerde verdiği sanılan  nutukların/demeçlerin bir blöf, bir yanıltma algısı yaratmak için yazıldığı/çizildiği/söylendiği sonradan anlaşıldı. Anlaşıldı ve ABD işgaliyle iş işten geçmiş oldu.
        ABD, Ortadoğu'da sürekli algı operasyonu yapıp, bir boksör gibi gardını düşürmemenin peşinde şimdi. 
        Son olarak da; ABD Başkanı Trump'un, İsrail'i sahiplenip "İsrail'in başkenti Kudüs'tür" emrivakisi; bu coğrafyada akıttığı yüzbinlerle bigünah insan kanından  sonra; bu son isteği de ikinci bir vahşet ortamı yaratmaktan başka bir şey olamaz.
        Bu coğrafyaya  askerini savaşa göndermeye kendinde cesaret bulamayanlar;  maşa olarak kullandıkları terör örgütleriyle Ortadoğu'da ülkeleri rahatsız edip, devletleri çökertmek istiyorlar akıllarınca.
        ABD'nin  "Atlantik ötesi aklı"yla bölgede yükselen Türkiye'nin önünü kesmek, onu zayıf düşürmek için bu topraklarda terör tohumu ekme, huzursuz bir ortam yaratma hevesi er-geç kursağında kalacak...