“Sus. / Konuşma. / Düşünme, düşünce üretme. / Bilinenler yardımıyla bilinmeyenlere ulaşmaya çakışma. / Yenidünyalar, yeni düşünceler keşfetme. / Olanlarla yetin. / Soru sorma, yeni sorular, yeni düşüncelerle kafanı yorma. / İki omuzun arasında külek kadar bir kafan ve o kafanın içinde de bir beynin olduğunu hiç aklına getirme. / Olanlarla yetin. / Biz senin yerine soruyor, düşünüyor ve yapıyoruz. / Bize inan, güven ve söylenenleri yap, merak da etme.”

“Yeni bilgileri öğreneceksin de ne yapacaksın; nerede kullanacaksın. Çağı yakalamak da neymiş? Fabrika da neymiş, üretim neymiş? / Yolların, köprülerin, tünellerin, evlerin olacak. Bir kuruş para vermeden işlerin yürüyecek. / Yabancıya, ‘yap-işlet, paranı al. Bizim sana borcumuz yok. Sen bize çalış, kazan, borç sayma bu yaptıklarını. Ha senin, ha bizim, fark etmez. Siz bizim hizmetkarımızsınız. Siz çalışacaksınız, biz yiyeceğiz.”

“Sadece inan. / Düşüncesi olmayanların özgürlükle ne ilişkileri olabilir? Düşünmedin mi, öğrenmedin mi, yeni duygu ve düşüncelerin peşinden gitmedin mi, yaşayışında, eğlenmende, üretiminde, çalışmanda yeni tarzlar peşinde gitmedin mi, yeni haklar, hukuklar aramadın mı, özgürlüğe neden ihtiyacın olsun ki? Anam bir kara çarşafla bir ömür idare etti. Yeni elbiseler, çarşafın altına yeni ayakkabılar bile istemedi. Babam ne dediyse o oldu.”

“Gazeteciler görev yapmıyor. Düşünüyor, görüyor, devletin ve hükümetin işlerine burunlarını sokuyorlar. Onlara mı kalmış bu işler? Devletin ve hükümetin işi bizi ilgilendirir. Bizim dışımız da kim ki işimize burnunu sokar, o haindir, teröristtir. Bunlar gazeteci değil, devlet, bayrak, vatan düşmanıdırlar.”

“Bizim demokrasimiz, ‘sus, konuşma, düşünce üretme, biz senin yerine düşünür, üretiriz, sen sadece biat et’ demokrasisidir. Yeryüzünde eşi benzeri yoktur. Türklere, Türkiye’ye özgü bir demokrasidir. ‘Senin yerine düşünen ve yapanlar var’ demokrasisidir. ‘Günahların senden, sevapların benden sorulur’ demokrasisidir; ‘başarıların, iyiliklerin, güzelliklerin benden, başarısızlıkların, kötülüklerin, çirkinliklerin sendendir’ demokrasisidir.”

“Asgari ücret yeter de artar bile sana. Gezi hürriyeti de ne oluyor? Dünyayı gezeceksin de ne olacak? Eğer gezilecekse, biz senin yerine gezeriz. Görmüyor musun, şehit tabutları gelirken bile biz ülkede olamıyoruz. Sırf senin çıkarların için Çad’la, Uganda’yla anlaşmalar imzalıyoruz. Çin’e iki buçuk milyar dolarlık mal satarken, Çin’den yirmi altı milyar dolarlık mal alıyoruz. Yeter ki, size hiçbir konu da ‘yokluk’ çektirmeyelim. Siz dünyayı gezeceksiniz de ne olacak? Sen Petesburg’daki müzeyi, Niyagara Şelalesini görmesen olmaz mı? Öteki dünyada buralardan soru gelmeyecek ki? Ne kuzey kutbunu soracaklar sana, ne güney kutbunu; ne Cennet’i soracaklar sana, ne Cehannem’i, ne de Ashab-ı Kehf Mağarasını… Üstelik ‘gabir azabından da’ kurtuldunuz. Oradan da sorgu sual kalktı. Gezip tozacaksın, dünyayı göreceksin, boşuna para harcayacaksın da ne olacak, boyun mu uzayacak? Bu dünya için para harcamaya değmez, önemli olan öteki dünya…”

Okuma, araştırma, öğrenme. Bunlar kaderini mi değiştirecek? Bilgi ne işine yarayacak? Ye, iç, ibadetini yap, etliye, sütlüye karışma, işimizi zorlaştırma. Boşuna zahmet eziyet çekme. Bizim demokrasimizde akla, bilgiye, kültüre, sanata ihtiyaç yoktur. Ram ol, biat et, söyleneni yap, yeter. / Direnme, karşı çıkma, başkaldırma; senin nene gerek var olma. / Görmüyor musun, tüm silahlar elimde; kafanı kaldırdığın an böcek gibi ezerim seni. Kanun-nizam benim. Yargıç, savcı, avukat benim, mahkeme benim. Senin hakkın, hukukun benim iki dudağım arasındadır. Ben ne dersem o olur. Bizim demokrasimiz güçlülerin her zaman haklı olduğu demokrasidir, güçlülerin demokrasisidir. Bizim demokrasimiz ‘isteme değil, ne bulursan onu ye’ demokrasisidir. Bizim demokrasimiz amaç değil, araçtır.”

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalın…