Kahrolası bir yiğitliğin ve kahramanlığın peşinde (fetih ve İslam güneşi) Mehmet’im Suriye’de ölürken, dört milyon Suriyeli benim topraklarımda hiçbir kaygı, endişe, korku taşımadan yaşıyor. Vatanlarının savaş alanına dönüştürülüşünden ötürü hüzne, kedere, acıya kapılsalar, yurt savunmasına koşar savaşırlardı. Bağımsızlığa, özgürlüğe ihtiyaç duysalar, bir eli yağda, bir eli balda, tatil yapar gibi insanımın hakkını yiyerek ülkemde yaşamazlardı.

Neden dört milyon Suriyeliyi bakmak, iskan etmek ve huzur içinde yaşatmak zorundayız? Kendi toprakları için savaşmayan, bağımsızlık ve özgürlük gibi dertleri olmayan, emperyalistlere direnmeyen bu insanlar neden bizim kardeşimizdir? Ve ülkemin şu anda yaşadığı sorunların tamamı onların ve kötü yönetimin yüzündendir. Bu operasyon, seçimlerde sürekli oy kaybeden bir liderin, satrançta yaptığı son hamledir. “Belki toparlanır, yine umut olurum” inanç ve düşüncesindedir. Halkım yiğitliği ve kahramanlığı, nedenini, niçinini, zayiatı, kaybedilenleri hesap etmeden baştaki insana bağlar. Çağımızda politika savaş değil, diplomasidir, dış siyaset kültürüdür, satrançtaki bir sonraki hamleleri hesap edebilmektir. Savaş, ölüm, acı, gözyaşı ve sakatlıklardan başka geriye ne bırakıyor?

Müslüman diye Araplara bel bağlamak, yarı yolda kalmak demektir. Araplar, dün olduğu gibi bugün de güvenilmezlerdir. Hiçbir Arap ülkesi bu operasyonu onaylamadı. ÖSO’ya güvenmeyi anlamak mümkün değil. Hiçbir inancı, hiçbir ideali, hiçbir amacı, hiçbir davası yok. Sadece paralı asker, kim daha çok para verirse, ona hizmet eder.

Maksat terörse, maksat ülke ve sınır güvenliği ise otuz beş yıldır KANDİL’e neden operasyon düzenlenmedi ve neden Kandil söndürülmedi? Türk Ordusu’nun başına çuval geçirilirken Amerika’ya bir “nota” dahi verilmezken, onun “müzik notası” mı olduğu da pişkin pişkin soruldu. Kuzey Irak Kürt Devleti kurulurken kimsenin kılı kıpırdamadı. Oysa aynı terör belası, sınır güvenliği Irak’ta daha çok ve derindi. PKK, Irak sınırını yolgeçen hanına çevirmişti.

Suriye’de IŞİD ve PKK yavruladı, KCK, PYD, YPG oldu. El-kaide, El-nusra ve diğerleri zaten vardı. PKK ile otuz beş yıl geçti; elli bine yakın insan zayiatı ve beş yüz milyar dolara yakın para harcanarak korkunç bir “terör ve silah sektörü” oluşturuldu. Bu para ve bu insanlarla Doğu ve Güneydoğu yeni baştan kurularak hiçbir sorunu bırakılmazdı. Terörü yaratan nedenler ve kaynaklar kurutulurdu. Ve Kandil haritadan silinirdi. Irak’a girilmedi. Oysa Musul ve Kerkük petrolleri hazır gerekçeydi(?) Bu olaylar tekrar tekrar düşünülmeli!

Yüz yıl önce Sevr’di. Dinciler, tıpkı İngilizler, Fıransızlar gibi Sevr’e Ortadoğu Barış Antlaşması diyorlardı. Kurtuluş Savaşında bu metin yok edildi. Türkiye antiemperyalist, bağımsızlık ve özgürlük savaşını vererek Cumhuriyeti kurdu. Ama Kurtuluş Savaşını, Lozan’ı ve Cumhuriyeti tanımayanlar Sevr’in evrilmiş biçimi Büyük Ortadoğu Projesini kabul edip “eş başkanlığa” soyununca, emperyalistler hazırladıkları ileri karakollarını-terör yuvalarını açıktan Türkiye’ye karşı kullandı, bu örgütler yeniden hortlatıldı. Demek ki kafa yapısı ve düşünce olarak hiçbir şey değişmedi. Amerika Irak’ta ne dediyse o oldu, bugün de Suriye’de aynısı oluyor. Yapılan hakarete bile “çuval geçirme” işinde olduğu gibi ses çıkarılmadı. Bugün de ABD Başkanının mektubu için aynı yol izleniyor: “Aman Amerika darılmasın.”

Kötü kış koşullarında Irak içlerinde bir hafta ilerleyen Türk Ordusu, Amerika’nın “çık” emrine karşılık bir gecede Türkiye’ye geri dönmüştü. Bugün de “harekatı durdur” dedi, harekat durdu. Beş gün (120 saat) sonrasını hep birlikte göreceğiz. Söz konusu güvenlikse Amerika’ya, Rusya’ya, İran’a danışarak yapılmaz. Üçünün de çıkarları birbirinden farklı… Sen harekatını yap, güvenliğini sağla, elini güçlü tut; onlar gelip sana sorsunlar, “hey, sen ne yapıyorsun” diye. Bu iş, çifte davul zurna ile olmaz. (120 saat hala bitmedi.)

Şu ÖSO- “Suriye Milli Ordusu” denen şey nedir? Hem Suriye’nin “toprak bütünlüğü” denilecek, hem de Suriye devletinin ordusu dışında bir ordu(?) kurularak mücadele

edilecek? Bu ne demektir? Dışarıdan birileri Türkiye için böyle bir örgüt kursa ne düşünürüz, ne yaparız Allah aşkına? Neden, niye, kime karşı kuruldu bu milli(!) ordu? Bağımsızlık, özgürlük, antiemperyalist bir dava, bir amaç mı taşıyor, yoksa ihanet mi kokuyor?

Bu topraklarda tatil yapar gibi tüm ihtiyaçları karşılanan Suriyelilerin yanında benim askerimin ölmesini içime sindiremiyorum.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…