inankalyoncu061 @ hotmail.com

"Köylü milletin efendisidir" dendi. 
Kalkınma köyden başlayacaktır. 
Her köyde bir okul olmalıdır dendi. 
Oldu da...
Kaç öğrencisi olursa olsun, her köye bir okul açıldı.
Köy kıraathanesi, cami ve okul, köylerin sosyal üçlüsü oldu.
Öğrenciler her sabah patika yollardan çıkıp çıkıp geldiler okullarına.
Ellerinde naylon poşet içine konulmuş kitapları, ayaklarında kara lastikleri ile bütün zorluğa rağmen karla kaplı yolları yara yara geldiler.
Birçok köyde okullar bir sınıflı ya da iki sınıflıydı.
Okuldaki öğretmen sayısı da ya bir, ya da iki olurdu o dönemlerde.
O köy için o küçücük iki gözlü okul, dünyaya açılan bir pencere, geleceğe giden güvenli bir yoldu.
Birçok çocuk bu yoldan ilerleyerek güzel yerlere, güzel yaşamlara ulaşabildi.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Köy okulları kapandı.

Öğrenciler, taşımalı sistem adı altında merkezi okullara taşındılar.
Birçok öğrenci de, pansiyon, yatılı okullar ve yurtlarla birlikte sıcacık aile ortamlarından koparıldılar. Okullar ne kadar modern teknoloji ile donatıldı ise o kadar da soğuklaştı. O dönemlerde odunla birlikte yanan köy okullarının sobası, kaloriferin sıcağından daha da çok ısıtıyordu çocukların yüreklerini.
İlçemizde de bir bir kapandı köy ve mahalle okulları.
Bin bir emekle yapılmış duvarları, çatısı ve kapısı artık tamir edilmez oldu. Kapanan okul binaları bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tuttu. Okulların duvarından her düşen parçada, anılar da parça parça yok oluyor. Kapanan okullarla birlikte köylerin geçmişi, okulda okuyan binlerce öğrencinin anıları da bir bir yıkılıyor.
Köylerden, şehirlere başlayan göçlerle birlikte, köylerdeki nüfusun azalmasında önemli bir sayı göze çarpıyor.
Öğrenci azlığından dolayı bu yıl kapanan okullara Karşular Mahallesi’nde bulunan, benim de mezun olduğum Şehit Cemil Küçük İlköğretim Okulu da eklendi.
Mahallemize önce elektrik geldi. Ardından, mahalleyi ilçe merkezine bağlayan yol, Hastoma’dan yukarı yapıldı.

Sonra mahalledeki kahvehanelerde, dördüncü aranmaya başlandı.
Ardından, taşımalı eğitime geçildi. Sonra eğitime 72 yıl hizmet veren okul kapandı ve mahallede dolaşan çocuk kalmadı.

Yaylalarda, yaylımlarda çeldik oynayan, derelerde göl yapan çocuk kalmadı.
Sonra?...

Sonra, hayvancılık bitti. İnekler, koyunlar, tavuklar kayboldu.

Altında ahır bulunan ahşap evlerimizin yerini, çirkin ve soğuk beton binalar aldı. Yaz kış yüzlerce insanın olduğu mahallemizde, şimdi bir iki evde oturan yaşlılar kaldı.
Sadece bir temenni ile bitireceğim yazımı.
Milli Eğitim Bakanlığı bir yasa çıkartsa, fabrika tarzı şehir okullarında vazgeçse, iki odalı iki öğretmenli olsa da köy okulları geleneğine geri dönse…
Köy okulları yeniden açılsa. Yeni bir felsefe ile köylüler yeniden okullarına kavuşsa.
Çocuklar yurtlardan, yatılı okullardan kurtarılsa.
Mesela Kalınçam’da orman okulu, Sayraç’ta doğa merkezli okul, Çayıriçi’nde turizm merkezli okullar açarak köylerimizi yeniden okullara kavuşturabiliriz.
Şehirlere göç etmekle şehirli olunmadığı gibi, köy okullarını kapatmakla da eğitimin kalitesini yükselmiyor.
Umarım bir gün kentten, köye göçü başlatıp köy okullarını yeniden açarız…