Meraklısı için söylüyorum; seversiniz, sevmezsiniz, Taha AKYOL büyük bir emek harcayıp yüzlerce kaynağı tarayarak hazırladığı bir dizi belgeseli “beş kitapla” görsel basından, yazılı basına kazandırdı. Doğan Kitap’tan çıkan “Rumeli’ye Elveda, 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler, 1919-1920 Mondros, Sevr ve Kuva-yı Milliye, Türk’ün Ateşle İmtihanı 1921-1922, Bilinmeyen Lozan” kitaplarından öğrendiğimiz, kimi bilgilerimizi tazelediğimiz, kimilerini düzelttiğimiz, hatta kimi bilgiler karşısında donakaldığımız yerler de oluyor.

Bilim, teknoloji ve sanayinin savaşta ne denli etkin rol oynadığını anlamak bakımında ikinci kitap “1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler” adlı kitaptan bir alıntı yaptım, sizlerle paylaşmak istedim: “Petrolle çalışan gemilerin sürati, buharla çalışan gemilerden dört kat fazlaydı.(…) İngiliz donanmasının kömürden petrole geçiş programını Çörçil gerçekleştirdi. Bu adım, ABD petrollerine bağımlı olan İngiltere’yi Ortadoğu petrollerine yöneltti. (…) İngiltere petrol araştırma komisyonu kurdu(1913). Artık Güney İran, Musul ve Körfez (…) petrol sebebiyle İngiltere için birinci derecede önemli stratejik bir bölge oldu.”

“Kömürden petrole geçişte İngiltere’yi Fransa ve Almanya izledi. Batı’da, Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda kömür çağından çıkılıp petrol çağına girilmişti.”

“Birinci Dünya Savaşı’nın en etkili silahlarından tanklar da ilk defa 1916 yılında İngilizler tarafından kullanıldı. Almanya’nın yenilmesinde İngiltere’nin tanklarla sağladığı üstünlüğün rolü önemlidir. İngiliz ve Fransız orduları tank sayesinde Alman makineli tüfeğinin üstesinden gelebilmişti. / Sanayi, teknoloji ve mühendislik daha önceki hiçbir savaşta böylesine belirleyici olmamıştı.”

 

“Birinci Dünya Savaşı birbirinden çok uzak cephelerde milyonlarca askerin katılımıyla yapıldığı için hem asker taşıma, hem de cephelere gıda, silah ve mühimmat ulaştırma bakımından demir yolları çok önemlidir.(…)Avrupa kıtasındaki demiryolu uzunluğu 1885’te 22500 km dir. On beş yıl içinde 19 kat artarak 475500 km’ye çıkmıştır.”

 

“18. yüzyılda sanayileşmeye başlayan Avrupa, 19. yüzyılda ‘demir ağlarla’ örülmüş bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nda ise 1914 yılında demiryollarının uzunluğu 5759 km’ den ibaretti.”

“Sanayileşmiş ülkelerde(…)otomobil, kamyon, otobüs, ardından tank ortaya çıktı. Demiryolu ne kadar yaygın olursa olsun, cephelere, mevzilere, ileri hatlara sokulan araç kamyonlardı.”

(Not olarak veriyorum: Trabzon limanına gelen yardım, asker, deve, at gibi araçlarla 453 km’lik yolu ancak 21-22 günde alarak Sarıkamış’a ulaşabiliyordu. Tirenle Ulukışla’ya gelen asker ve yardım 900 km’lik yolu kaç günde giderek Allahuekber dağlarına ulaşacaktı? Sarıkamış harekatı 21-22 Aralık 1914’te başladı, 5 Ocak 1915’te bitti. Savaş zaten on beş gün sürdü. Bizde yardımın ulaşması ayları bulurken Ruslar demiryolu ile en erken on iki saatte, en geç 24 saatte hem yardım, hem silah, mühimmat, hem de yiyecek gönderiyordu.)

“1914 yılında İngiltere ve müttefiklerinin elindeki kamyon sayısı 100.000’dir. Almanların elindeki kamyon sayısı 23.000’dir. / 1914’te Osmanlı’nın elinde “topu topu 187 tanecik motorlu araç vardı. Bunların 110’u İstanbul’da, 22’si İzmir’de, 25’i Suriye’de, 30’u da diğer illerdeydi.” (Bunlar satın alınan araçlardı.”

“Tankların kullanıldığı 1916’dan yaklaşık üç yıl sonra, 1918 sonlarında İngiliz ordusunun elinde 56.000 tank, 23.000 kamyon, jeep ve otobüs, 34.000 motosiklet bulunuyordu. Amerika savaşa girdiği 1917 yılında Fransa’ya benzinle çalışan 50.000 araç göndermişti.”

Bu rakamlar petrol kullanımını ve endüstriyel dinamizmi gösteriyor.”

Ve Çöçil’in dediği “bir damla kan bir damla petrol” oldu.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalın…