Başkan adayı arkadaşım, gazetem TAKA’ ya, orta iki sayfayı dolduracak genişlikte röportaj verdi. Beşikdüzü’nde olan biteni herkesten çok daha iyi bilir. Gönül isterdi ki, anlatırken bir öğretmen tarafsızlığı ve gerçekliğinde konuşsaydı, diğer siyasilerden farkı olsaydı, Beşikdüzü’nün kültür anıtlarına, ruhuna sahip çıksaydı, halkı ve yüreğimi ferahlatsaydı.

1)”…yatırımcıya karşı duruş sergileyen bir kesim” den söz ediyor. Önceden TOKİ arsa aldı, küçük bir mahalle kurdu. Hiç kimse karşı çıkmadı, herkes memnun kaldı. Yüzlerce dar gelirli ev sahibi oldu. Yatırım refaha, ekonomiye, sosyal, kültürel ve pisikolojik yapıya katkı verdiğinde, yaşamı kolaylaşıyor, insanı mutlu, rahat ve huzur içerisinde oluyor.

2) Yurt inşaatları muhteşem; “ahırlar yıkılıp” yurt yapıldığının söylenmesi, inşaatı kirletmiştir. Herkes gibi sayın başkan adayı da çok iyi biliyor ki, orada ahır yok Köy Enstitüsü’nün-öğretmen okulunun derslikleri ve lojmanları, yani okulun bir parçası vardı. “Ahır” sözcüğü kültürün temel taşlarından birini, Beşikdüzü’nün ruhunu kirletmiştir. Çok ağır gelen bu söze tepkileri hiç olmadı.

3) Beşikdüzü’nün tarihi idi(1902 yapımı)İnhisarlar İdaresi taş binası. Nedensiz yere yıkılıp, “iftar çadırı” kurulan bir alan oluşturuldu. Bir tarih yok edilirken, hiç kimsenin gözü görmedi, kulağı duymadı, Sayın ilçe başkanı da üç maymunları oynadı…

4) Kent merkezinde, imece usulü 1930’da yapımına başlanan, kübik-pembe bina Büyük Liman havzasının, Beşikdüzü’nün(okulu)kültür anıtıydı. Atatürk Lisesi, Köy Enstitüsü parkıyla yok edilerek yerine-başka yer yokmuş gibi TOKİ beton yığınlarını dikti. Yatırımla, yıkılan okulları, değerleri eşleştirmeyiniz. Karşı olmak yatırıma değil, o değerlerin yıkılmasına, ortadan kaldırılmasınadır. Okulların, Köy Enstitüsü Parkı’nın yıkılıp, başka yer yokmuş gibi konut yapılmasınadır. Yatırıma karşıymış gibi göstermek iftiradır.

5) “Beşikdüzü’ne cezaevi değil, fakülte yakışır” dedik. İlla da ekonomik kalkınma için yatırım hapishaneden mi geçiyor? İlçe parti başkanı “cezaevinin çok büyük ekonomik katkı” sağlayacağını, “Beşikdüzü’nün buna ihtiyacı olduğunu” söylüyor. Olabilir, ama Yüksek Okulun yedi bölümü, bin(1000)kadar öğrenci Beşikdüzü’nden alınırken, adliye, kadastro hükümet binasından, Beşikdüzü’nün iliklerinden çekilirken bunlar, ekonomiden sayılmıyorlar mıydı? Oysa Sayın Başkan “Beşikdüzü köy olmasın” platformu toplantısına gelmemişti bile. Hapishane geldi, gidenlerden ne Yüksek Okulun yedi bölümü, ne bin(1000)öğrenci, ne de adliye ve kadastro geri geldi; fakülteden ise ses yok, seda yok. Ama TOKİ’ nin katları etrafını “yakıp yıkarak” yükseliyor, Şehit Erdal Kurtoğlu Parkının ağaçları kesiliyor, park yok ediliyor.

6) Otel bir yatırımdır, turizm için mutlaka gereklidir. İtiraz, karşı duruş, direniş otele değil, otel arsasıyla Şehit Erdal Kurtoğlu Parkının birleştirilerek, Arap’a usulsüz satışınadır, yargının “yürütmeyi durdurma kararının” uygulanmayışınadır. Yatırıma, turizme karşı çıkan yok. Karşı durulan bir türlü dillendirilemeyen yanlışlıklara, halkın oldubittiler karşısında aciz ve yalnız bırakılışınadır.

7) Sorgusuz sualsiz vatandaşın arazisine el konuldu. “18 Uygulaması” dendi, “meclis kararı” dendi. İyi güzel de tüm haklar belediyenin, vatandaşın hakkı hiç yok mu? Totaliter rejimlerde olduğu gibi elinden arazisi alınan vatandaş huzursuz, rahatsız, teni tenine sığmıyor, hiçbir yatırım onu mutlu etmiyor. Bu ne zaman anlaşılacak Sayın Başkan?

8) Betonlar ağaçlardan tez büyür. Zamanında anıtsal çınarlar kesildi, yok edildi. Şimdi de parkın katran ağaçları, koca çınarları ve çamları devrildi. Tarihsel kimlik taşıyan binalar, “Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na” rağmen yıkıldı. Tüm bunlar Beşikdüzü için “değer” değil miydi? Şu çirkin ve iğrenç betonlar mı “değer”, yoksa tek değer “müteahhide yaratılan rant mı olacak?

Yapılanlar kırmadan, dökmeden, küstürmeden, düşman kazanmadan hukuka uygun neden olmuyor? Yoksa adalet “mülkün temeli” değil midir? Tüm bu olanlara karşın adalet ne kadar düşünülüyor?

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…