Yıl 2002. 16 yaşındayım. Lise son sınıftayım. İlkokula erken başladım. Çoğu arkadaşım benden büyük. Başarılı bir öğrenciyim. Öğretmenlerim benden çok şey bekliyor. Bu yüzden olsa gerek haylazlıklarıma göz yumuyorlar. Bi ülkücülük fikri doğdu içime; Atsız okuyor, Ahmet Şafak dinliyor, Yalnız Kurt oluyorum.

Fakiriz tabi, imkansızlıklar var elbette ve okumak var hayalde. Psikolojik Danışmanlık olmak istiyorum. Dershaneye gitmem gerekiyor, ama malum fakiriz işte. Duydum ki; Zafer Fen Dersanesi sınav yapacak, başarılı olanlara indirim uygulayacakmış. Girdim sınava %30 indirim kazandım. Kayıt yaptırdım. Hafta sonları düzenli olarak gidip derslere devam ediyorum.

Zaman ilerledikçe, boş kalan vakitlerde sohbet ediyoruz. Laf, anlamadığım bir şekilde Fetullah Gülen’e bağlanıyor. Vaazlar dinletmek istiyorlar, itiraz ediyorum. Ülkücüyüm ben, ne işim olur bu adamla!... Fakire din öğrettiğinizi görmedim diyorum.... Uzatmayayım, tamamen dışlandım, artık bedava dağıtılan kaynaklar bile bana verilmemeye başlandı. Okul arkadaşlarım bile bana sırt çevirmiş; mübarek(!) bir insana nasıl laf edersin diye kızıyorlar.

Neyse ki, sınav günü geldi. Sonuçlar açıklandı. Kazanmışım. Tık telefon çaldı!

‘’Cemaatten  arıyoruz. Sana her türlü imkanı sağlarız, gel bizim evlerimizde kal.’’ dediler.

Ülkücüyüm ben, işim olmaz sizinle dedim.

Okula başladım. Devlet yurdunda kalıyorum. Aradan 2-3 yıl geçti. 7 kişi kaldığımız odaya, bunların abi dediklerinden biri 8. olarak geldi. İlk zamanlar kimse kimseye karışmıyor. Zaman geçtikçe okula yeni başlayan öğrencileri evlere götürmeye başladı. Baktım işler raydan çıktı. Tuttum kolundan, bir daha benim olduğum yerde kimseyi cemaat evine götürmeyeceksin dedim. Din iman dediyse de; gözüm üzerinde deyip daha sonra hareketlerini engellemeye çalıştım. Benimle aynı odada kalmaya dayanamayınca odadan ayrıldı.

Bir hafta geçtikten sonra yurt müdürü beni çağırdı. Aldı karşısına; ‘’Ya sen  yurttan ayrıl ya da biz seni çıkartacağız.’’ dedi. (Yurtta bi kız var, hem alevi hem solcu. Seviyorum onu. Açılamıyorum da kıza. Ülkücüyüm. Herkes tanıyor beni. Nasıl solcu bir kıza ilanı aşk ederim. Yurt dar geliyor artık.) İyi ya siz atmayın ben çıkıyorum dedim.

Ailevi nedenlerden dolayı iki yıl ara verdiğim okul hayatını 2008 yılında tamamladım. Yıl 2010 KPSS sınavına girdim. Eğitim Bilimleri 102 , Genel Yetenek Genel Kültür sınavlarından 97 net yaptım. Sınav; Eğitim Bilimleri 67, Genel Yetenek Genel Kültür 57 net olarak açıklandı. Ne kadar sınavda şaibe var tekrar incelensin diye dilekçe yazdımsa da hata yoktur diye cevaplar aldım.( Sonra bu sınavda soruların çalındığı ve sonuçlar üzerinde oynama yapıldığı belli oldu ama o konuya girmiyorum.)

Oturdum düşündüm. Aileme yardım etmem lazım, bekleyemem. Polislik başvuruları vardı. Başvurdum.  Sanırım fazla başvuru olmaması dolaysıyla elenmeden mülakatları geçebildim. Okula başladığımız ilk gün hiç tanımadığım bir öğrencinin elinde 700’e yakın kişinin bugüne kadar cemaatle ilişkisinin yazıldığı fişleme evraklarını gördüm. (6 yıl sonra bu adam ihraç oldu.) Kavga yine  başladı. 6 ay boyunca devam etti.  Ülkücüyüm ben, devlet bunlara bırakılamazdı. Onlar öğrencileri evlere götürmeye çalışıyor, ben işlerine taş koymaya uğraşıyorum. Tek bir yanlışım olmadı. Sanırım bu nedenle okuldan atılmadan mesleğe başlayabildim.

Mesleğe başladık devran aynı. Kime değsen F tipi çıkıyor. Bütün saçma sapan işler bizim, sürgünler, tehditler, aşağılamalar bizim güzellikler onların. Konu uzun kimseyi sıkmak niyetinde değilim.

Şark tayini çıktı. Göreve başladım. Evim basıldı, rehin alındım vs...

Şimdi ben Hayır dediğim için; FETÖ’cü mü oluyorum PKK’lı mı?

Ülkücüyüm kardeşim. Elhamdülilllah! Hayır diyorum,  Şimdi ben hain mi oluyorum?