Vallahi, bize ne oldu böyle?  Hangi işe el atsak "ağzımıza burnumuza bulaştırma" hünerimiz hemen sırıtıyor. 
        Hani, "enine boyuna düşün ve yap!.." diye Atalar öğütlüyor; ama zaman değişince ve iklim bile değişiyor.
        İnsanlar hayli hayli...
        Hele de halk oyu ile seçilip bir yerlere gelen kimileri var ya; akıl da onlarda, hüner de...
        Akıl fışkırması onlarda... Ne emrederlerse mutlaka vardır bir hikmeti...
        Ne yaparlarsa doğrudur ve de hikmeti sorulmaz.
        Kimi yerel yönetimlerin kendi başına buyruk uygulamaları yurttaşın öteden beri yakındığı bir konu oldu.  Ama, muhatap kulaklarını tıkayınca haklı olan ve ayyuka çıkan feryatları duyan yok maalesef... Hele de kimi yerel yönetimleri oluşturan kadroların bu konuda hiç bir deneyimi olmayışı başlı başına bir ülke sorunu...
         Devletin hiç bir kademesinde çalışmamış, devlet hizmet akımı ve ciddiyetinden bihaber kimliklerin siyasal heyecana kapılmış gruplarca seçilip yerel yönetimlerde göreve getirilmesi var ki...
         Demokrasinin  bir kamburu da bu durum...
         Şöyle düşünelim: Bit taşıtınız var. Ama şoför değilsiniz. Kime teslim edersiniz taşıtınızı? Elbette sürücü ehliyeti ve de bu konuda deneyimi olan kişiye...
         Ama yerel yönetimlerde böyle düşünülmüyor.
         Partiler, seçimi kazanabilmenin yöntemini düşünüyor, hizmet deneyimi ve başarılı kim olur, kuşkusunu duymuyor, araştırmıyor.
         Zaten, Büyükşehir uygulaması da bu siyasal kazanma hırsından kaynaklanmadı mı?
         Türkiye'de son yerel seçimlerin üzerinden nerdeyse dört yıl geçecek... Hiç bir yerel ya da genel yöneticilik deneyimi olmayıp siyasete soyunan ve yönetime gelen kimileri geçen dört yıl sonunda hala yapacaklarını vaat ettikleri işlerin projelerini tamamladıklarını basına açıklıyorlar.
         Oysa, sayın Cumhurbaşkanı'nı dediği gibi iş bilenler çoktan "atı alıp Üsküdar'ı geçti."
         Hala "kumda top oynayanlar var."
                                                                         ***
         Bu manzara değişir mi? Niçin değişsin ya da değiştirilsin? 
         Şu "Kanun Hükmünde Kararname" döneminde; yerel yönetimlerin bugüne değin ehil olmayan kimilerin yönetimine verilmesi yasa ile önlenmezse inanınız bundan sonra hiç değişmez. Çünkü, bizde aslolan "Böyle gelmiş böyle gider" inancı ya da anlayışı...
         Yani, davar bekleyecek  çobandan;  "bu işi layıkıyla yapabilecek mi?" kuşkusu duyan bizler, yerel yönetimlerde "senin partin, benim partim" kör anlayışına kapılıyoruz.
         Sonuçta beklenen hizmet akımı duruyor, tıkanıyor. Nedeni de seçilen kimi kadroların yerel yönetimlerin işleyişini bilmemeleri... Bu konuda geçen dönemlerde aksayan hizmet kervanı yanında;  belediyelerin  iş bilmezlikten doğan borçları af edilerek yurttaşa ödettirilmedi mi?
         Yapılacağı bildirilen "Seçim Yasası"nın bir önceliği bu olmalı bizce...