Bu Arapça sözcük “kalıcı, var olmak, ölmezlik, sonu bulunmamak” anlamlarına gelmektedir. Bir ulus-devlet için “beka” yaşamaktır, bağımsız-özgür olmaktır, bölünmemek, parçalanmamak, tutsak olmamak, sonsuza kadar var olmaktır. Karşıtı “yokluktur, yok olmaktır, tarih sahnesinden silinip gitmektir.”

Mondros’u ve Sevr’i dayatan kafalar “Türk’ü yok edeceğiz, bu savaş Türk’ün sonu olacaktır” inancıyla Anadolu’yu bölüştü. Kuvayı Milliye ile başlayan Mustafa Kemal hareketi Mondros’u ve Sevr’i hükümsüz kıldı. Türk ulusu “beka” sorununu çözümledi; tüm engellemelere, iç ve dış düşmanlara karşın varlığına ve varoluşuna inancının gücü ve kararlılığıyla, bir daha “gaflet, dalalet, hatta hıyanet içinde” bulunanların dahi yıkamayacağı bağımsız, özgür bir devleti, cumhuriyeti kurdu, gençliğe emanet etti.

Kurtuluş Savaşı emperyalistlere karşı Türk’ün kendini yeniden var ediş savaşıdır, tarih ağacına tutunma ve bir “beka” savaşıdır. Devletini kurmakla beka sorununu sonsuza kadar perçinlemiş, aşmıştır. Bunu, yeniden “tekrar tekrar” gündeme getirmek, bu ulusa ve bu devlete inanmamak “zaafı” içinde olan kafaların sorunudur; Birinci Dünya Savaşını, Mondros’u, Sevr’i, en önemlisi de Kurtuluş Savaşıyla, Lozan’ı anlamama sorunudur.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1937’ye kadar yaşanan isyanlarda, II. Dünya Savaşında, Kıbrıs Barış Harekatında dahi gündeme gelmeyen “beka” sorunu, bilgisizlik, beceriksizlik, kaprisler ve yönetim hataları sonucu 1976’da “bir liderin”, “mücadele ettiği iki partiyle” “devletin ve milletin bekası için” I. MC Hükümetini kurmasına neden olmuştu. Cumhuriyet, tüm yetersizliklerine karşın 29 isyanı bastırırken, bugünün yönetimindeki zaaf, PKK, FTÖ ile diğer terör örgütlerini de bahane ederek “devleti ve milleti” “beka sorunu” ile karşı karşıya getiriyor. Bu, terör karşısında millete güvenmemektir, “biz terörü yenemiyoruz” demektir. Tüm ayrıştırma söylemlerine, kin, nefret, düşmanlık iftiralarına karşı bu millet çözülmedi, bölünmedi, parçalanmadı. Siyasi aymazlar, hala bu gerçeği göremeyip tehlikeli “beka sorunu” sularında yüzmeyi politika sanıyorlar.

Tarih tekerrür etmez, ama aptallar için eder. Süreç, laboratuvar değil ki, aynı ortam oluşturularak aynı nedenler aynı sonuçları doğursun. Varlık nedeni tehlikeye giren bir lider, güçlü liderin aldırdığı mahkeme kararıyla “partisinin başkanlığını” sürdürdü. Olağanüstü kurultayı erteleten başkana kendini borçlu hissetti ve o zamana kadar savunmaya çalıştığı tüm ilkelerini, düşüncelerini, söylediklerini feda ederek, milliyetçiliğin her türünü ayakları altına alan o lidere varlığını armağan etti. Kendisinde ve partisinde gördüğü “beka” sorununu ulusa ve devlete mal etmeye çalıştı ve patates şövalyeliğine soyundu. Sonunda “vatan kurtaracak?”

Devletin ve milletin “beka sorunu” varsa, bu güç, bu kuvvet, bu ordu, bu varlık, bu kurumlar… ne güne duruyor? Dünyanın en büyük ordularından biri olan bu orduyu neden bakıyor, besliyor ve baş tacı ediyoruz? Neden göz bebeğimiz gibi sahiplenip, koruyoruz?

“Yönetenler”, beka sorunu neden var, nerden ortaya çıktı? Önce bunun hesabını versinler.

Öncelikle on yedi yıldır iktidarda olan bir parti ve yönetimi, hangi yanlışlıkları yaparak bu sorunu yarattı? Eğer terör bahane ediliyorsa, “çözüm sürecinde” “gözlerinin içine bakarak” hendekler, kuyular kazılırken, bombalar döşenip, üstlerini asfaltla kapatılırken, akla hayale gelmeyecek tuzaklar kurulurken, anaları neden ağlattılar-teröristleri ağlatmadılar; sıfır düşmanla teslim aldıkları ülkeye neden bir tane dost kazandıramadılar, “kardeşim” dedikleri insanla neden kanlı, bıçaklı oldular? FETÖ’ ye ülkeyi teslim ettiler, Balyoz’la, Ergenekon’la, …orduyu çökerttiler, kozmik odaya girdiler, gıklarını bile çıkarmadılar. Beka ne idi o zaman? Eğer bir “beka sorunu” varsa, ilkin bunun hesabını kendileri versinler? Beka sorunu, “varlık”

sorunudur. Bu ülkede “beka sorunu” olduğunu görenler, öncelikle bu sorunu yaratanlardan hesabını sorsunlar. Bu ulusun, bu devletin varlığını tehlikeye düşürenlere, bu ülkeyi kötü yönetenlere destek olunmaz, köstek olunur.

Şunu bilin ki, Türkiye her sorunu aşacak, her sorunu lehine çevirecek kişiye, bilgiye, beceriye ve büyüklüğe sahiptir. Kendini yoktan var eden bu milleti siz daha tanıyamamışsınız.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…