tonyahaber @ hotmail.com

Gençlik yıllarımız, 1970’ler…

Müzik dünyamızda pek çok sanatçı var.

Ruhi Sular, Aşık İhsaniler, Aşık Mahzuni Şerifler… Daha niceleri.

Her birinin ayrı bir yeri var gönlümüzde.

Anadolu’nun acılarına, sevinçlerini, üzünçlerini, mutluluklarını dile getiriyorlardı.

O yıllarda, Mahzuni’nin bir türküsü baş tacı idi gönlümüzde.

Hepsi göçüp gitti, aramızdan.

Şiirleri kaldı.

Dünden daha acılı, daha gerçekçi.

“Yoksulun sırtından doyan doyana

Bunu gören yürek nasıl dayana

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana

Bilmem söylesem mi söylemesem mi?”

“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” derken halkın yaşamını özetliyordu dizelerinde Mahzuni.

Geldik, 50 yıl sonrasına. Değişen bir şey yok.

Yiğit aynı yiğit, kuru soğan da değişmemiş.

Mahzuni şiiriyle yaşıyor aramızda. Hem de 82 milyon insanın derdini dile getiriyor yine.

“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana…”

Mahzuni hâlâ yaşıyor, ama o dönemin sık sık değişen Bakanlarından kaçını hatırlarsınız?

Yaşanan ekonomik krize damgasını vurmuş kuru soğan. Patlıcan, sivri biber…

Kuru soğan, neredeyse ekonomik terörist ilan edildi.

Kuru fasulyenin can yoldaşı kuru soğan.

Usta!... Çek bir ithal kuru, yanına da bir baş terörist!...

İyi gider değil mi?

***

Halkımız bedel ödemeye devam ediyor.

Elektrik faturaları, su faturaları, telefon faturaları…

Bedel üstüne bedel.

Elektrik faturalarının üstüne bir büyüteç koyup okuyun:

Enerji bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli, kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, sistem kullanım bedeli, enerji fonu bedeli, kesme-bağlama bedeli, TRT payı bedeli…

Su faturaları da farklı değil.

İçme suyu bedeli, atık su bedeli, çöp bedeli…

Şimdi alış verişler de de poşet bedeli geldi.

Tüketici bu kadar bedeli öderken yönetici bedel ödemeyecek mi?

31 Mart tarihi yöneticilerin bedel ödeme zamanı.

İşte, bilinçli tüketicinin söz söyleme sırası.

Çok kalmadı, iki ay sonra göreceğiz.

***

Kooperatifin genel kurulu yapıldı. Yönetim ve denetleme kurulları aklanmadı.

Hesapları incelemek ve rapor düzenlemek için beş kişilik bir komisyon görevlendirildi.

45 gün sonra düzenlenecek genel kurulda, hazırlanan rapor görüşülecek ve aklama yeniden yapılacak.

O zaman da aklama olmazsa, konu yargıya taşınacak.

Genel kurulda yeni yönetim ve denetleme kurulları da seçildi.

50 yıl önce süt fabrikasının temeline kazma vuranların torunları yönetimde. Yani neredeyse üçüncü kuşak…

50 yıl önce kooperatifçiliğin tohumlarını bu topraklara atanların anısını sürdürebilecek miyiz?

Yoksa kooperatifçiliğin tabutuna çivi mi çakacağız?

Umarım ikincisi olmaz.

***

Yerel seçimler için çalışmalar başladı. Adaylar, yavaş yavaş alanlara çıkıyor.

Beş yıl önce yaşananların bir tekrarı gibi.

Beş yıl önce verilen vaatler, sıralanan projeler ne durumda?

Hangileri gerçekleştirildi?

İşte sınav zamanı geldi çattı!...

Sabırla bekleyen halk, hesabını soracak.

Bol keseden atarsanız, sonra yüzünüz kızarır.

Bol keseden atmanın da bir bedeli var, değil mi?