Bayram günleri... Dostça, kardeşçe ulusça birlik beraberlik yaşanan günler...

Aslında sadece bayram günlerinde değil, yılın her gününde kardeşlik havası içinde gönül-gönüle yaşanması gereken bir dönemden geçiyoruz.

Geçiyoruz da siyaset tarzımızın/anlayışımızın ayrıştırıcılığı olmasa...

Kurban bayramını iç ve dış sorunlar nedeniyle eskiye göre daha sönük bir manzarada/havada yaşıyoruz.

İç siyasetteki tutarsızlıklar bir dert...

Dış siyasette ABD Başkanı Trump'ın yağdırdığı anlamsız tehditler bir dert...

Türkiye'de iç siyasetin kapıldığı olumsuz rüzgarın bundan böyle esmemesi için daha önceki iktidarlar dönemindeki  "siyasal barış"ın yaşanması zorunluğu gün gibi ortada...

Ulusal birlik/beraberliğe bugün öylesine ihtiyacımız var ki...

Dış dünyaya "tek ses" olmalıyız.

Bunun için "inadım inat" anlayışıyla siyasette ilerlenilemeyeceğini bilmemiz gerekir.

Bu kötü anlayışı/huyu terk etmek zorundayız.

***

Öyle olaylar vardır ki, geçmişte yaşandığı halde, bu durumu unutur, aynı olay için karar üretir, kendimizi ofsayta düşürürüz.

Örneğin, 1957'e CKMP Genel Başkanı Rahmetli Osman Bölükbaşı Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a bir konuşmasında hakaret ettiği gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılmış, yargılanıp hapse atılmıştı.

Bölükbaşı hapiste... 

Seçim bölgesi Kırşehir, il iken ilçe yapılarak siyaseten cezalandırılmış...

1957 seçimleri öncesi DP yöneticileri daha önce ilçe durumuna düşürdükleri Kırşehir'i tekrar il yapmışlar, ama Nevşehir'in de il olarak kalmasını uygun görmüşlerdi.

Yani, Kırşehir'den bir il daha çıkarmışlar, üstelik Osman Bölükbaşı'nın doğduğu köyü Nevşehir'e bağlamışlardı.

Siyasetin çekemezliği/hazımsızlığı burada da sırıtmıştı o zamanlar.

Bölükbaşı seçimde kazanmasın anlayışının uygulamaları!..

Sonuçta 27 Ekim'de seçimler yapıldı. DP'liler 1954'deki gibi kahir bir seçim zaferini 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile birlikte yaşamak istemişlerdi ama olmadı.

Seçimde DP güç kaybederek kazanmış, muhalefet güçlenerek çıkmıştı.

***

Osman Bölükbaşı ne mi oldu?

Cezaevinde iken Kırşehir'den yeniden milletvekili seçildi.

Mahkeme tahliyesine karar verdi ve tekrar TBMM'deki görevine döndü.

Bugünün  sorunu  CHP'nin tutuklu milletvekili Enişte Berberoğlu'nun Rahmetli Osman Bölükbaşı'nın yaşadığı olaydan ne farkı var?

Hukukçu değilim, ama geçmişte yaşanmış benzer bir olay varken;  siyasal düşüncelere kapılıp yeni zorlamalar yaratılarak hukuksal alan yaratma gayretleri ne yazık ki Ergenekon ve diğer kumpaslarda yaşandı.

Enişte Berberoğlu tutlanmışken tekrar milletvekili ve dolayısıyla "dokunulmazlık" sıfatını kazanmışken içeride tutulması ne derece doğru?

Haa yeniden Meclis'ten dokunulmazlığı kaldırılıp yargılama yoluna gidilirse buna elbette kimin sözü olabilir ki?

***

Hukuk keyfilik kaldırmaz... Somut olaylar, deliller üzerinden karara varır.

Dün, DP döneminde Kırşehir'in il statüsünden ilçe oluşu ve kendi ilçesi Nevşehir'in il 

yapılarak buraya bağlanması "hukuksuzluk"un daniskası olarak yaşandı bu ülkede. Sonradan düzeltildi, ama kurulan köprünün altından çok hukuksuzluklar gelip-geçti.

Öyle görünüyor ki, yakın tarihi ders çıkaracak bir kaynak olarak görmüyor, unutmayı, inkar etmeyi tercih ediyoruz.

Ama yine de biz birlik/beraberliğimizden ödün vermeyelim.

Tüm yaşamınızı, bayram günlerinin güzelliği, kutsallığı ile yaşayınız.