Uzun süreden beri, ülkede ve dünyada, korona virüs haberleri, baskın gündem olarak, tüm iletişim araçlarını işgal ediyordu… Ramazan Bayramı sonrası süreçte, ülkemiz gündemine, ağırlıklı olarak, siyasal partilerin baskın seçim taktik ve stratejileri egemen olacak gibi görünüyor.

İktidar Cephesi, her ne kadar, erken ya da baskın seçim olasılığını reddetse de, ortadaki siyasal hareketlilik, seçim sinyalleri veriyor.  Başka bir deyişle, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında, yeni bir siyasi hesaplaşmanın ipuçlarını veriyor...

Savaş politikalarından, dış politika maceralarından, bir kahramanlık hikâyesi çıkaramayan iktidar; Korona virüs sürecini yönetmedeki yetersiz ataklarından, kısmi bir başarı hikâyesi çıkarmayı planlıyor olabilir… Ekonomik durum, daha vahim bir mecraya sürüklenmeden; işsizlik yoksulluk, hayat pahalılığı, kitlelerin memnuniyetsizliğini tetiklemeden; yeni kurulan partiler palazlanmadan,  toplumsal muhalefet güçleri, birleşip toparlanmadan, seçim kanunlarında,  iktidar lehine değişiklikler yapabilir. Yapılacak değişiklikler ile sosyal medyayı, devletin tüm maddi olanaklarını, etkin ve partizanca kullanmak suretiyle, birtakım sosyal yardım atraksiyonlarıyla, yalan ve demagojiye dayalı popülist politikalarla, baskın bir seçim organize edebilir… Mevcut muhalefeti; terör işbirlikçisi konumunda gösteren algı yönetimiyle, Hitlerin sağ kolu Goebbels’in propaganda taktikleriyle baskın bir seçim planlıyor olabilir.

Güncel durum, ülkedeki demokrasi güçlerinin savunduğu, güçlendirilmiş parlamenter sistem ile iktidar cephesinin savunduğu tek adam rejimi arasında yeni bir siyasi meydan savaşının işaretlerini veriyor.

Tek adam rejiminin otoriter lideri;  telekonferans yöntemiyle İstanbul’da katıldığı parti toplantısında şöyle demiş: "Yarından tezi yok, yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz. Sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde telefonla ulaşarak, çarşambadan itibaren de bizzat sahaya inerek, milletimize gidecek kendimizi anlatacak, onun da derdini dinleyeceğiz"

Cumhur İttifakı liderinin bu sözleri “erken seçim” mesajı olarak değerlendirildi. Son zamanlarda, ülkemizde yaşanan pek çok olay, iktidar cephesinin toplum üzerinde uygulamaya çalıştığı ayrıştırma, kutuplaştırma politikalarının, algı operasyonlarının niteliği hakkında yeterli bilgi veriyor… İktidar cephesi, olası bir seçim atmosferinde, kullanmayı düşündüğü propaganda malzemesini, şimdiden hazırlamaya çalışıyor. Derin güçler tarafından; Millet ittifakını, özellikle Ana Muhalefet Partisini, zor durumda bırakacak faili meçhul tuzaklar, tehlikeli kışkırtmalar tezgâhlanıyor… En son, İzmir’de piyasaya sürülen, cami minarelerinden yansıtılan, faili meçhul “Çav Bella” kışkırtmasının; dini değerler üzerinden, toplumu kutuplaştırmayı amaçladığı açık bir gerçektir… Benzer şekilde, Ana Muhalefet Partisini; terör örgütleriyle aynı safta gösterip, onları, sosyal destek vefa gruplarına saldıranlar olarak göstermeye çalışıyorlar.

Sonuç olarak; önümüzdeki süreçte, her türlü olasılığa karşı, ülke genelinde, erken ya da baskın bir seçim olsun ya da olmasın, insanları ters yönde etkileyecek, kışkırtıcı olaylara, meşruluğunu yitirmiş siyasi atraksiyonlara karşı, tüm toplumsal muhalefet güçleri, dikkatli ve tedbirli olmak durumundadırlar. Hiçbir kural dışı hareket ya da saldırı, demokrasi güçlerinin moralini asla bozamayacak; hak, hukuk, adalet; iş-ekmek-özgürlük mücadelesinde, onları daha güçlü bir konuma getirecektir. Demokrasi karşıtı güçler; eğer siyaseti, doğal akışından saptırarak, seçmen iradesini zoraki bir yönlendirmeye tabi tutarlarsa, hiç beklenmeyen siyasi sonuçlarla karşı karşıya kalabilirler.