İnsanlığa, ulusuna hizmet vermiş, ulusunu onurlandırmış, her biri alanında birer değer olmuş insanlar… Çocukların, gençlerin “model” seçeceği, “idolü” olacağı, akıl, bilgi, beyin çapları çok geniş, “bilimin ve insanlığın kahramanları...”

“Aziz Sancar, sekiz çocuklu bir ailenin yedincisi olarak dünyaya geldi. Türk doktor, akademisyen, biyo-kimyager, moleküler biyolog ve bilim insanı. Prof. Sancar son 20 yıldır DNA onarımının pek çok parçasının tanımlanmasında kullanılan biyokimyasal yaklaşımlara yaptığı öncülükle tanınıyor. Mehmet Özdoğan ile birlikte ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk Amerikalı Türk olarak tanınıyor. Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015’te NOBEL KİMYA ÖDÜLÜNÜ kazanmıştır.”

Uğur Şahin-Özlem Türeci: Şu anda tüm dünyanın konuştuğu ve umut bağladığı iki Türk bilim insanı. Korona’yı durduracak, insanlığı kurtaracak, her gün ölen binlerce insanı hayata bağlayacak aşıyı bulan iki kahraman ve artlarında uğraşan, çalışan daha niceleri var…

Aşıya-ilaca şiddetle ihtiyaç duyulan şu zamanda “bir aşı kahramanı” İbrahim Refik’i(Saydam)anmamak olur muydu? Hıfzıssıhha Enstitüsü’yle özdeşleşen, kaynaşan bir isim. Her yönden örnek bir insan. Kaynaklar “Türk hekim, siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dördüncü Başbakanı” diye yazıyor. “Mahalle Mektebini, Fatih Askeri Rüştiyesini, İstanbul Kuleli Askeri İdadisini ve Askeri Tıbbiyeyi bitirerek Tabip Yüzbaşı olarak mezun oldu. Üç yıl Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde Embriyoloji ve Histoloji bölümlerinde çalıştı. Almanya’ya gitti. Berlin Askeri Tıp Akademisi’nde, Bırandenburg, Danzig, Sıpandau ve Charite’de eğitim gördü. Balkan Savaşı çıkacağı anlaşılınca İstanbul’a döndü.”

Balkan Savaşı’nda Antalya’da ve Çatalca’da kolera hastalığını önleyici çalışmalar yaptı. Atandığı Sahra Genel Sağlık Müfettiş Muavinliği sırasında bakteriyoloji enstitüsünü örgütleyerek tifo, dizanteri, veba ve kolera aşılarının, tetanos ve dizanteri serumlarının üretilmesini ve Birinci Dünya Savaşı boyunca ordunun ihtiyacının karşılanmasını sağladı. Salgın hastalıklarla mücadelesini Hasankale’de cephe hizmetinde sürdürdü. Tifüse karşı hazırladığı aşı tıp literatürüne geçti ve I. Dünya Savaşı’nda Alman, Kurtuluş Savaşı’nda da Türk Ordusu’nda kullanıldı.

Mustafa Kemal Atatürk’le Samsun’a çıktı. Ordudan ayrıldı. Erzurum ve Sivas Kongrelerine katıldı. Doğubayazıt “mebusu” olarak TBMM’ine girdi. Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Sıhhiye Daire Başkanı olarak görev yaptı. TBMM’inde İstanbul “mebusu” oldu. TBMM tarafından “Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekilliği” görevine seçildi. İki kez getirildiği Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevini on dört yıl yaptı, sağlık politika ve hizmetlerinin temelini attı. Ankara, Erzurum, Diyarbakır, Sivas ve daha birçok ilde “memleket hastaneleri”, “doğum ve çocuk bakımevleri” açtı. Hizmet içi eleman yetiştiren sağlık kursları, tıp öğrenci yurtları, 1928 yılında kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsü ve Okulunu, İstanbul ve Ankara veremle savaş dispanserini açtı. Birçok aşı ve serumu başarıyla üretti. Tifo, tifüs, difteri, BCG, kolera, boğmaca tetanos, kuduz aşılarında seri üretime geçildi. Ortadoğu ülkelerine ve Çin’e aşı ihraç edildi. Açıldığından 1997 yılına kadar, Özal tarafından “pahalı serum üretiliyor, kamu kaynakları kötüye kullanılıyor, dışarıdan daha ucuza alınır” tüccar kafasıyla Prof. GÖKHUN Başkana açılan davadan sonra aşı ve serum üretimi 1997 yılında durduruldu. Bünyesinde birçok enstitü barındıran aşı, serum ve ilaç üreten Hıfzıssıhha Enstitüsü 2011 yılında bir kararname ile tamamen kapatıldı.

Nobel Kimya Ödülü’nü alan Aziz Sancar’ı, korona aşısını bulan Uğur Şahin ve Özlem Türeci’yi belleğimize kazımamız, Refik Saydam’ı ve çalışmalarını örnek almamız gerekir de bu insanlar bu ülkede neden yok? Avrupa’ya Amerika’ya gittiklerinde nasıl dünya çapında bilim insanı oluyorlar? Türk kurumlarında, Türk okullarında, Türk siyasi yapılanmasında eksik ve yanlış olan nedir ki, giderilemiyor ve Türkiye’de yetişenler neden evrensel boyutta olamıyorlar? Asıl iki el arasına kafayı alarak yanıtı aranacak sorular bunlardır.

Sağlık ve esenlik dileklerimle sevgiyle kalınız…