Çanakkale Savaşları, Avrupalılar’ın da belirttiği gibi 1. Dünya Savaşı’ının en önemli savunma savaşlarından biridir. Çanakkale Savaşları’nın mağlubu ama, 1. Dünya Savaşı galibi İngiltere Başbakanı Lloyd Corç, kabinesinde eleştirilere yanıt verirken şunları söyler:”Dünyaya her yüzyılda bir dahi gelir. Bu yüzyılın dahisi Mustafa Kemal Anadolu’da dünyaya geldiyse, bizim elimizden ne gelir.” . Türk askeri Çanakkale’de dünya tarihine geçen bir büyük savaş destanı yaratmıştır. Şehit, kayıp, hastalıktan, açlıktan ölenlerle birlikte yitirdiğimiz 250 bin asker, Türk tarihinin en onurlu sayfasında yerini almıştır.

Çanakkale savaşlarının kuşkusuz en öne çıkan kişisi ise, savaşın en can alıcı safhasında “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyebilen Mustafa Kemal’dir. Bütün Avrupa, Mustafa Kemal’in büyük bir komutan olduğunu bu savaşlar sırasında görür, kabul eder. Mustafa Kemal, 19. fırka komutanı ve yarbay rütbesi ile katıldığı Çanakkale Savaşlarından sonra Kolordu komutanı olarak Diyarbakır’a atanır, bu bölgede Muş ve Bitlis’i Rus işgalinden kurtarır, Kurtuluş Savaşı başında ise genç bir generaldir.

*****

2018 yılının 18 Mart tarihi, aynı zamanda Mustafa Kemal’in kurduğu ordumuzun değerli subay ve erleri, yabancısı oldukları Suriye topraklarında, sert ve engebeli arazi koşullarında gerçekleştirilen AFRİN Harekatı’nda büyük bir başarıya imza atmış, örnek bir zafer kazanmıştır. Ülkemizin korunması ve güvencesi için canını, kanını vermekten asla çekinmeyen değerli şehitlerimizi sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

*****

Ulusal Kurtuluş Savaşımız ise bir başka destandır. Türk ulusu, Çanakkale savaşlarının “Sarışın Paşası” Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde, yurdumuzun düşman çizmelerinden kurtuluşunu sağlamış, Batı kültürü ve uygarlığına yönelerek kalkınma yoluna girmiştir. İşte bu nedenle Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye ve Türk insanı için önemli bir kimlik ve kişilik olarak her geçen gün daha da büyümektedir.

Çünkü UNESCO tarafından 1979 yılında, 1981 yılındaki doğumunun 100. Yılı nedeniyle 152 ülkenin oybirliği ile yapılan değerlendirmeye göre;

“Olağanüstü bir devrimci,/ Sömürgecilik ve emperyalizme ilk yumruğu indiren lider,/ Dünya ulusları arasında karşılıklı işbirliği anlayışı,/ Sürekli barışın kurulması için olağanüstü bir örnek,/ İnsanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen,/ Bir uyum ve işbirliği çağının doğması için inançlı,/ Her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygılı” bir kişiliktir.

Ve Türk Ulusunca;

“Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti“ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğu,/ Yaptığı devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti halkını bütün anlam ve biçimiyle çağdaş bir toplum haline getirmek için büyük uğraş verdiği, / Batı kültürü ve uygarlığını geçmesi için Türk ulusunun elinde ve kafasında müsbet bilim meşalesini yaktığı, / ülkesine bilim ve akıl yolundan yürümelerini vasiyet ederek, donmuş kalıplar bırakmadığı için,

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK;

hepimizin yüreğinde ve beyninde; bilgiyle, bilinçle, sevgiyle, saygıyla, bağlılıkla yaşamaktadır. İnanıyoruz ki, bu onurlu duygu ve düşünce hiç eksilmeden sonsuza kadar devam edecektir..

*****

Bu gün küçükten büyüğe toplumumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar tanıyor? Yaptığı işleri ne kadar anlıyor veya kavrıyor?

Atatürk, savaş alanlarından gelen muzaffer bir komutan kimliğiyle, yeni bir devlet ve toplum yaratmak düşünce ve kararlığıyla, büyük bir hızla ilerleyen dünya uygarlığına ancak çağdaş bir devlet ve toplum yapısıyla ayak uydurabileceğimizi görebilmiştir. Onun için de, “En hakiki mürşit ilimdir” demiştir. “İlimden başka yol gösterici aramak sapkınlıktır, aymazlıktır” diyerek de çağdaş yolu göstermiştir.

Atatürk Cumhuriyeti’nin en büyük ereği çağdaş bir toplum yaratmaktı. Cumhuriyet, Osmanlı döneminde, dinsel duyguları kullanarak biat kültürü ile kul haline getirilen toplum yerine, temel hak ve çıkarlarına sahip çıkan “yurttaşlık bilinci”yle hareket eden bireylerden oluşan bir toplumu öngörmüştür. Onun içindir ki Medeni Kanun’la kul, yurttaş edilmiştir.

Bu anlayışı Büyük Atatürk’ün şu sözlerinde görebiliriz. “Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin yegane amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını bütün anlam ve biçimiyle çağdaş bir toplum haline getirmektir. Devrimlerimizin temel ilkesi budur..” (Kastamonu: 30 Ağustos 1925)

Bu anlayışa göre önce kafalarımızın içi aydınlanacaktır. Hurafelerin, uydurma dinsel öğretilerin yerini, yeni ve çağdaş bilgiler alacaktır. Onun için 10. Yıl Söylevinde Atatürk, “Türk milletinin elinde ve kafasında tuttuğu meşale müsbet ilimdir” demiştir.

Ulu Önder aynı zamanda, dış görünüşümüzle de çağdaş olmamızı öğütlemiştir. Bizleri, daha çok birbiriyle kavgalı, dinsel dayatmalarla halkları baskı altında tutulan Orta-Doğu toplumlarının çağdışı giysilerinden kurtararak, Batılı tarzda giyinmemizi ve toplum içinde yer almamızı istemiştir.

*****

Hürriyet Haber’de 10.11.2017 tarihinde verilen bilgilere göre Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün değerli hatırasının dünyanın bir çok ülkesinde anıt, büst, cadde adı, park ve alan adı olarak yaşatıldığını görüyoruz. Haberde 29 kent ve ülke saptanmış. Bu elbette ülkemiz için, bizler için gurur ve onur verici bir olaydır.

Bu kentler ve ülkeler şunlardır: Washington- ABD, Mexico City – Meksika, Havana – Küba, Santiago – Şili, Bakü – Azerbaycan, Bişkek – Kırgızistan, Wakayama – Japonya, Yeni Delhi – Hindistan, Budapeşte – Macaristan, Astana – Kazakistan, Albany – Avustralya, Albany – Avustralya, Bükreş – Romanya, Bükreş – Romanya, Amsterdam – Hollanda, Dakka – Bangladeş, Karlsbad – Çekya, Kabil – Afganistan, Sidney – Avustralya, Aşkabat – Türkmenistan, Wroclaw – Polonya, Vise – Belçika, Lima – Peru, Santo Domingo – Dominik Cumhuriyeti, Wellington – Yeni Zelanda, Roma – İtalya, Rotterdam – Hollanda, Üsküp – Makedonya,Yehud-İsrail.

“Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti” olan ülkemizde Din işlerini yönetmekle görevli ve Atatürk döneminde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı “Çanakkale Savaşları” ve “Şehitler Günü” ile ilgili hutbesinde Atatürk’ün adını anmamış!.Bir de bunlar uzaktan bakınca dini bütün adamlar!. Sadece onlar mı? Bazı gruplar ve kişiler de Atatürk’ü red ve inkar havasındalar. Genel basında ve sosyal medyada örnekleri yazılıp çiziliyor.

Atatürk’ün büyük kişiliğine, devlet adamlığına, komutanlığına, ülkesi için yaptıklarına, yol gösteren, aydınlatan sözlerine önem ve değer veren bu yabancı ülkelerin bakış açısına göre; “Atatürk yüzyılın lideri”dir ve Norveç’te “Atatürk gibi düşünmek” diye bir deyim hala yaşamaktadır.