Öğretmenlere çok büyük bir değer verdiniz. Öğretmenleri Türkiye’nin mimarı gördünüz:

“Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz.”

“Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” dediniz.

Yine öğretmenlere seslenerek, çok ağır bir sorumluluğun altında bıraktınız:

“Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” dediniz.

Anadolu insanını çağdaşlığa hazırlama görevini, aklı, bilimi, aydınlığı getirmeyi yine öğretmenlere verdiniz.

Ey Büyük Atam!

Senin öğretmenlerin olarak gönül rahatlığı içerisinde “görevlerimizi eksiksiz yaptık”, “bıraktığın eserlere sahip çıktık” diyebilmeyi ne çok isterdim.

Senin ülkende artık Sevr taraftarları, emperyalizm ortakları Lozan’ a, özgürlüğe, bağımsızlığa sahip çıkanlardan çok daha fazla…

Dişinle, tırnağınla kazıyarak bu millete kazandırdığın okullar, fabrikalar, şirketler, bankalar, sanayi kurum ve kuruluşları… özelleştirme adı altında satılarak, çanına ot tıkadığın kapitülasyonlar hortlatılarak yeniden geri getirildi. Cumhuriyet’in tapusunu onaylamayan “sıtratejik müttefikimiz” Amerika ve mücadele odağın emperyalizm Türkiye’yi yönetir oldu.

Cumhuriyet aşağılanıyor, Anayasa’nın “değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen” maddeleri kaldırılmak için “tartışılıyor”. Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in tüm ilkeleri rafa kaldırıldı. Tekkeler, tarikatlar, zaviyeler, cemaatler Türkiye’ye hakim oldu. İleri, gelişmiş, çağdaş Türkiye’nin yerini hurafelerle dolu bir Türkiye almaya başladı.

Sana Atatürk’üm, sana hakaret ve küfür moda oldu.

Ömründe bir kitap okumamış, okuduğu surelerin anlamını öğrenmemiş olanlar “allame kesilmişler”, karşına geçmişler, “karalama, aşağılama” oklarını eleştiri adı altında sana saplamaya çalışıyorlar.

Gıraham Fuller’in FETÖCÜLERİN el kitabında ısrarla yazdığı “artık Mustafa Kemalin resimleri duvardan indirilmeli, Yeni Türkiye’nin ona ihtiyacı yoktur” aklı geçerli kılındı.

Senin vasiyetin tutulmadı, Graham Fuller’in sözlerine biat edildi; kimi Müslümanların da (!) kanaat önderi oldu.

Aklın, bilimin, aydınlığın, öğretmenlerin yerini imamlar aldı.

Toplum olarak “çağdaş uygarlık düzeyini yakalayıp geçmek” gibi bir amacımız kalmadı.

Tüm hızımızla, tüm enerjimizi “çağdaşlığa” değil, Orta Doğulu olmaya harcıyoruz.

Artık “ileri, gelişmiş ülkelerle yarış” gibi bir derdimiz, “demokrasi” gibi bir sorunumuz yok.

Ey Büyük Atam!

Sana yürekten, beyinden bağlılığımız tam.

Bir avuç da kalsak, emanetlerine sahip çıkma mücadelemizi dinozor öğretmenler olarak sürdüreceğiz.

Huzurunuzda saygıyla, minnetle, şükranla eğiliyorum

Ruhun şad olsun!

Barış ve esenlik dileklerimle sevgiyle kalın.