Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün dünya insanlığına seslenen, onları din, dil, ırk, renk ayrımı gözetmeden kucaklayan şu sözlerine bir göz atalım önce.

-“İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzüntü verecek bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek tek yol, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî gereksinimlerini temine yarayan hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır.” 1931 (Atatürk’ün S.D.1I, s. 273)

-“İnsanlığın yöneleldiği fikir hareketi, er geç başarılı olacaktır. Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün yok edecek ve ortadan kaldıracaktır. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma erişecektir.” 1922 (Atatürk’ün S.D.11, s. 29)

-"Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. İstiklal ve hürriyetine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen başarılı olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din, ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı hakim olacaktır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri) (Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 26, Kaynak Yayınları, sayfa 144)

*****

Şimdi de,“emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş ve bağımsızlık savaşını kazanan” Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir türlü içlerine sindiremiyen “dost ve müttefikimiz” Amerikalı ve İngiliz devlet adamlarının dediklerine bakalım.

Paul Henze, “CIA İstasyon Şefi”, 1993 yılında “21. Yüzyıla Doğru Türkiye” başlıklı bir rapor hazırlar ve şu görüşleri savunur : Atatürk ilkeleri soğuk savaş döneminde görevini yapmıştır; ama “yeni dünya düzeni” ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. “Klasik Atatürkçülük” ölmüştür.. İran ve Arap parası ile desteklenen köktendincilik /radikal islamcılık, Türkiye için ciddi bir tehlike değildir.. Aydınların imam-hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. Atatürk’e “deccal” diyen Said-i Nursi ve Nurcular ilericidir.. Nakşibendiler geriye dönük değillerdir; Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler..

Samuel Hungtington, ABD’li yazar, Kemalizme karşı “Ilımlı İslam”a sahip çıkıyor.Türkiye’nin Batı ile bütünleşmesini istemiyor.Türkiye’nin “yeni dünya düzeni” içindeki yerinin “Ilımlı İslam” olması gerektiğini düşünüyor. Batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar..

Graham Fuller, CIA Türkiye ve Ortadoğu Şeflerinden de, bir Türkiye raporu hazırlıyor..Ve özellikle “Kürt sorunu”na el atıyor: Irak’ın “üniter” yapısını koruması ABD çıkarlarına uygun değildir. Türkiye Kürtlere özerklik verirse, Kuzey Irak’taki Kürtler’le bir bütünleşme gerçekleşebilir. En kötü şey, Türkiye’nin Irak’a yakınlaşmasıdır.

Richard Nixon: Müslüman ülkelerde demokrasi ve laiklik olmasına izin veremeyiz. Eğitim sisteminin ve ülke idaresinin din temelleri üzerine kurulması gerekiyor. Başlarındaki çobanı ele geçirince ülkeyi biz yönetiriz. Bu doğrultuda tedbirler almak zorundayız. (Şenol Ateş: Demokrasiyi Bir Araç Olarak Görüyorsanız-Yakın Plan TV-27.Nisan.2016)

Sir Winston CHURCHILL: Atatürk sağ olsaydı, dünyanın görüntüsü bugünkünden çok başka olurdu. Keşke sağ olsaydı da, biz o büyük adamın izinden gidebilseydik.

Türkleri savaşarak asker kullanarak asla yenemezsiniz. Türkler’in sadece din adamlarını ele geçirip onları kullanın. Din adamları zaten devleti yıkarlar. Winston Churchill (Fikri Atılbaz-Ülkede Ne Çok Aptal Ahmak Ferasetsiz Varmış-Ortadogu Gazetesi -2.Ağustos.2016)

*****

Şimdi bu Batılı devlet adamlarının Türkiye hakkında söylediklerini bir kez daha düşünelim.Ne diyorlar özetle: Atatürk’ün gerekliliği kalmamıştır, üniter devlet yıkılmalı. Eğitim sistemimiz, araştıran,

soruşturan ve çocuklarımızı laik-demokratik devletin yurttaşı değil, biat edici “Ilımlı İslam Cumhuriyeti kulu” yapmak için, din temelleri üzerine kurulmalı. Irak’ın üniter yapısı ABD çıkarlarına uygun olmadığı için yıkılmalı,Irak parçalanmalı.Türkiye’de din adamları kullanılarak devlet ele geçirilmeli. Atatürk’e “deccal” diyen Said-i Nursi ve Nurcular ilericidir.

*****

Bir de on yıllardır ülkemizde ve özellikle Orta-Doğu’da yapılanlara bir bakalım.Orta-Doğu kan gölüne dönmüştür, önce Irak, sonra Suriye parça parça edilmiştir. Ülkemizde kutsal dinimiz, politikacılar ve din adamları yoluyla cahil bırakılmış halkımız üzerinde kullanılarak; Anayasamızın 2. maddesinde gösterilen “laik, demoktratik, sosyal bir hukuk devleti” ve parlamenter sistem ortadan kaldırılmak istenmekte, ülkemiz, “Başkanlık” adı verilen bir “tek adam” yönetimine evrilmek istenmektedir.

Bunun için 15 Temmuz Olayları gerekçe gösterilerek fırsat avcılığı ile ülke korku bulutlarıyla karartılıyor, baskılar yoğunlaştırılıyor. Başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere, Evrensel Dergisi ve Tv, radyo,dergi, gazete gibi bir çok yayın organı susturularak, her meslek grubundan kıyıma dönüşen memur ve işçi ihraçlarıyla toplum katlarındaki muhalif seslerin ve eleştirilerin önü kesilmek isteniyor .

Ülkemizin yaşadığı bu ortamdan kurtuluş yolunun önce “Atatürk Işığı”nda; bilimden, akıldan, laik düşünceden, çağdaşlıktan, özgür ve bağımsız yaşamaktan, emek mücadelesinden yana olan, parti, dernek, sendika gibi tüm güçlerin, “tabela” gerekçelerini saklı tutarak, bir araya gelme, omuz omuza durma, faşizme geçit vermeme zamanıdır.