Bu yeni öğretim yılı başlarken isterdim ki, Milli Eğitim Bakanımız içimizi ferahlatan kimi sözleri yanında, “Bu gün ve bundan böyle hergün okullarımızda “ANDIMIZ”ı söyleyerek derslerimize başlıyacağız”Evet, bu iletiyi çook beklediğimi söylemek isterim.

*****

İlkokul 5. sınıftaydık sanırım. Her günkü gibi okulun önünde toplanmıştık. Öğretmenim Emine Oral “Bu gün sen gel bakalım Hamit” diyerek beni çağırdı. Çok heyecanlanmıştım. Çaycuma ilkokulu’nun(şimdi Mimar Sinan) girişteki merdivenlerinde yerimi alıp, derin bir soluk alarak, yüksek sesle okumağa başladım. Her zaman olduğu gibi öğrenciler de tekrar ediyordu:

“TÜRK’ÜM / Doğruyum./ Çalışkanım./ Yasam;/ küçüklerimi korumak,/ büyüklerimi saymak,/Yurdumu, milletimi /özümden çok sevmektir./Ülküm;/ yükselmek, ileri gitmektir./Varlığım /Türk varlığına armağan olsun.”

Büyük ve onurlu bir iş yapmış olmanın gururuyla inmiştim merdivenlerden. Andımız, bizim zamanımızda bu şekliyle okunuyordu.

*****

Ortaokuldaydık. Müzik öğretmenimiz ve müdürümüz Vedat Keçecigil sınıfa geldiğinde hepimizi başını hafifçe öne eğerek selamladı. Sonra kürsüye geçerek elindeki büyücek çantayı masaya bıraktı. Ad okuyarak yoklamayı yaptı. Bizde ses soluk yok. Sıkıysa olsun. Korkardık ondan, çekinirdik. Öğretmenimiz sınıfa, “Bu gün ‘Adımız, andımızdır’ marşını öğreneceğiz. Ben tahtaya yazıyorum, siz de defterlerinize yazın.” dedi. Sessizce yazdık.

Adımız andımızdır, /Yoluna can koyarız. /Türk olmayı en büyük şeref, /En büyük şeref ve şan sayarız.

Türküz, Türküz dedikçe, /Kalbimiz almakta hız. /Türk olmayı en büyük şeref, /En büyük şeref ve şan sayarız.

Yazma işlemi bittikten sonra, kürsüdeki çantadan kemanını çıkardı, boynuna yasladı. “Şimdi ben çalacağım, dikkatlice dinleyin.” dedi. Öğretmenimiz marşı çalmaya başladı. Biz arada bir katılmağa başladık. Dersin sonlarına doğru hep birlikte söylemeyi başarmıştık.

Bu marşı söylerken, “Türküz” dedikçe göğsümüz gururla kabarıyordu. “Türk olmayı en büyük şeref,/ En büyük şeref ve şan sayarız.” derken, “Türk olma” duygusu aşılıyordu. Ama bu şimdiki atfedilen şekilde “ırkçılık” olarak değil, “Büyük bir ulusun bireyi olma” anlamında “aidiyet duygusu” veriyordu.

*****

Bir çoğumuzun çocukluğunda önemli bir yeri olan “Andımız”, çocuklarımızın kimliksiz, sadece “Müslüman”, yani bir inanç kimliği ile yaşamasını isteyenlerce yasaklandı. Yargıtay’ın bu yasak kararını kaldırdığı da söyleniyor. Okullarda ulusal marşlar söylenmiyor. Ne için? Bu sorunun yanıtını da hep birlikte düşünelim: Bu günün iktidar güçleri Türk, Türk Milleti, Atatürk, Laiklik, Laik Cumhuriyet, Gerçek Demokrasi ve Özgürlük, vb.gibi ulusal ve evrensel değerler”den hiç hazzetmiyor.

ABD ve AB desteğindeki ülkemizdeki Kürtçülerin(Kürt kökenli yurttaşlar değil), Dincilerin (dinini siyaset, çıkar, gösteri aracı yapanlar değil) de bildiği gibi bir çok devletin “Andımız”a benzer metinlerinin var olduğu biliniyor. Örneğin, bu grupların örnek gösterdiği Amerika Birleşik Devletleri’nde okullarda sabahları çocuklar; “Tanrı’ın himayesinde, herkes için adalet ve hürriyet vadeden ABD’nin, bayrağına ve bölünmez cumhuriyetine sadakat göstereceğime söz veririm.” şeklinde ant içiyorlar.

Sadece ABD’li çocuklar değil, o ülkede etnik yapı olarak farklı ülkelerden gelip yerleşenlerin, farklı din ve inançta olanların ve orada çeşitli nedenlerle bulunanların okula giden çocukları da aynı andı söylüyorlar. Kimse de “Vaay faşist, ırkçı Amerika” demiyor, diyemiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne aynı sözlerle saldırmayı ifade özgürlüğü(!) saymayı, yutturmağa çalışıyorlar.

*****

Çünkü bu değerler, şu anda elimizdeki Anayasamızın 2. maddesinde ifade edilen “laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti”mizin, “üniter devlet” yapımızın temel taşlarıdır. Bu gün politikacıların hep geveledikleri “milli birlik ve bütünlük” anlayışının benimsenmesinde, bir çok devlette de uygulandığı gibi bu tür andların, marşların büyük katkısı olmuştur diye düşünüyorum.

Bu andları ve ulusal marşları bu gün de törende bayramda göğsümüz kabararak onurla, gururla söyledik, söylüyoruz. Marşlar ve Andımız; Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan herkese, okuduğu Cumhuriyet okullarında ırk, renk, dil, din, inanç ayrımı gözetmeden yurtseverlik ile millet, bayrak sevgisi, çağdaş bir yaşam için Atatürk devrim ve ilkelerini benimseme, insanlara sevgi-saygı, ulusal birlik-bütünlük anlayışı içinde “millet olma” bilinci veriyordu.

Bu gün bu duygu ve düşünceler hala içimizde yaşıyorsa, bizim laik Cumhuriyet değerlerine bağlı kuşaklar olarak yetişmemizi sağlayan değerli öğretmenlerimiz sayesindedir. Hepsine yürek dolusu sevgi ve saygılarımı sunuyor, ellerinden öpüyorum. İçimden bir ses onların hiç ölmediklerini, ölmiyeceklerini söylüyor..

*****

2018-2019 Öğretim yılı öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz başta olmak üzere, velilerimiz ve eğitim- öğretim hizmeti veren herkese hayırlı olsun.Milli Eğitimin kanayan yaralarının onarıldığı, suç sayılacak bir sebep olmadan görevlerinden alınan öğretmenlerin derhal mesleklerine döndürülmelerini, çocuklarımızın dinci-şeriatçı kuşatmadan tamamen kurtarıldığı bir dönem olmasını diliyorum.