Milletler; para ile değil,ilimle,irfanla,ahlakla kurulurlar...

Milletler; parasızlıktan değil,ilim-sizlikten,irfansızlıktan,imkansızlıktan ve özellikle ahlaksızlıktan çökerler....

Ahlaksızlık bir toplumun günlük davranışı haline geldiğinde her türlü sapıklık normal eyleme dönüşür...Toplumsal hayat kendini yok eder...Ahalinin birlikte yaşama imkanı kalmaz...Bu durum tehlike canlarının çalınmasına neden olur...Güvensizlik en üst seviyeye ulaşır...Hepsinden önemlisi adalet duygusu kaybolur..Kurallar işlemez olur..Anarşi adını verdiğimiz iş kavga başlamış olur..Devlet adını verdiğimiz kurum çöker...

Bu gün devletlerin hayatlarında en büyük ve tehlikeli düşmandan söz edilebilinir..Bu düşmandan daha tehlikeli olan şey ;toplumsal yapımızın bozulması olduğunu hepimiz bilmeliyiz..Tehlikeli düşmanı bazı araçları kullanarak yok edebilirsiniz ve ya etkisiz hale getirebilirsiniz..Ancak ;ahlaki yapısı bozulmuş milletlerin varlıklarını sürdürmesini sağlayamazsınız...

Milletler arası ilişkilerde , menfaatler ön plana çıkar...Günümüzde Milletler menfaati olmayan hiç bir yerde başkalarının çıkarlarını gözetmezler..Türk Milleti'ne en büyük dost ,yine Türk Milleti olduğunu asla unutmamalıyız..Türk Mileti'nin en büyük yardımcısı   yine kendi çalışma ve gayretidir..Dinimizin temel kurallarından birisi de en büyük ibadet “”ÇALIŞMAK” olduğunu yüksek sesle her yerde söylemeliyiz..Çalışmanın ibadet olarak algılanması ahlaki yapımızın temel taşıdır..Ne yazık ki bu konuda gerekli bilgi ve önerileri kutsal mekan olarak kabul ettiğimiz camilerimizde vaaz verenlerin ifadelerinde duymuyoruz..Her cuma vaazlarında anlatılanların bir çoğu ne ahlaki yapımızı ne de sosyal hayatımızı kapsamıyor..Camilerimizde tek taraflı hikayeler anlatılıyor..Bu anlatımlar ahlaki yönümüze de çok büyük zarar veriyor...

Ülkemizin içerisinde bulunduğu bunalımın nedenlerinin  başında AHLAK BUNALIMI ve Toplumumuzun her kesimini saran manevi boşluktur...

Toplumların ve ya milletlerin huzurlu olabilmesi insanların ahlaklı ve dürüst olmalarıyla mümkündür...Eğer bir toplumu meydana getiren insanlar dejenere olmuş bir halde ise ,o toplumda huzur ve güvenden söz edilemez..Türk Toplumun bir zamanlar en sağlam dayanağı ahlak yapısıydı..Savaş sırasında düşmanlarımızın dahi kişi hak ve hürriyetleriyle birlikte can ve mal emniyetine asla zarar verilmez idi...

Günümüzde böyle bir durumdan söz edebilir miyiz?

Bir başka soruyla ahlaklı ve dürüst olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Ürettiğimiz her türlü eşya ya da malların hilesiz ve hatasız olduğunu gönül rahatlığı ile ifade edebilir miyiz?

Bu üç sorumun cevabı maalesef “”HAYIR”dır..Halbuki Türk Kültürü ve İslam ahlaki hepimize öğrettiği temel kuralların başında “AHLAK”” gelir...Türk Toplumun en sağlam dayanağının ahlak olduğunu okullarımızda yüzlerce kez tekrarladığımızı biliyorum..Ahlakı bozuk olan,Hak'ka saygısı bulunmayan ve adaletsizlik içinde yüzen bir ülkede huzur,güven,düzen ve hayır olmaz..Böyle bir ülke yıkılmaya mahkum olur..Umarım tehlikeli gidişattan kurtulmamız için ülkemizi yönetenler uyanır da toplumsal buhran yaşamamızın önüne geçilir...

Türk Milliyetçisi olan bizler,adaleti,siyasi,ekonomik,ahlaki,sosyal ve hukuki kurallara uygun olarak sağlamak zorundayız..Cünkü adaletin olmadığı yerde hiç bir şeyi gerçekleştirme şansımız yoktur..Her Türk Milliyetçisi öncelikle olarak adaleti tesis etmek zorundadır..Türk-İslam Ülküsü davasına inanmış olan Türk Milliyetçileri herkese hakkını verme hususunda ,sarsılmayan bir inançla mücadele etmelidir...

Türk Milliyetçileri için ahlak;bir gaye,bir insan unsuru olduğu kadar,gerçekleştirilmesi gereken müşahas ,ameli bir neticedir..Her Türk Milliyetçisi ahlaklı ve dürüst olmak zorundadır...Aynı zamanda Türk Milliyetçilerinin teşkilatlarını yönetenler de en az bir birey kadar ahlaklı ve dürüst olmalıdır...

Yine üzülerek ifade etmeliyim ki ülkemizde faaliyet yapan tüm sivil toplum kuruluşları,dernekler,siyasi partilerin yöneticilerinin en önde gelen zafiyeti ahlaki değerlerden şahsi çıkarları için uzaklaşmış olmalarıdır..Özellikle siyaset ile uğraşanların birbirleri için kullandıkları dil;zehirlidir..Bu zehirli dil anlayışı siyasi partilere gönül vermiş olan insanlar arasında da kullanılmaktadır..Hepimiz acı ve zehirli olduğunu bildiğimiz dili kullanmaktan derhal uzaklaşmalıyız...

Türkiye'miz büyük bir ahlak buhranı içinde bulunmaktadır..Her alanda rüşvet,adam kayırma,almış yürümüştür..Ciddiyetsizlik ve disiplinsizlik toplumda adeta bir kural haline gelmiştir..Neredeyse yalan söyleyen,hırsızlık yapan,devlet malına el uzatan,rüşvet alan adamlar üstün vasıflı olarak tanımlanır hale gelmiştir..Halk ise baskı altında bunalmıştır..Hak arama,adalet bulma vatandaşlar arasında rüya olmuş vaziyettedir..Adamı olmayanın hiç bir işi görülemez haldeyiz..Yasalar güçlü olanlar için kullanılır durumdadır..Madden zayıf durumda olanları hak almaları hayal olmuştur..En büyük ahlak buhranı ise bu alanda yaşanmaktadır..Suç işleyen bazıları makam nedeniyle ve ya madden güçlü olmalarından dolayı hesap vermekten uzak yaşıyor..Bu kuvvete sahip olmayanlar ise inim inim inliyorlar.. Bu duruma mutlaka  engel olmalıyız...Eğer kötü gidişe sesimizi çıkarmaz isek “”ALLAH KORUSUN”” hepimizin sonu olur...

Başta ülkemizi yönetenler olmak üzere,siyaset alanında yer alanların tamamı ve halk olarak bizler dini hayatımıza ve Kültürel yapımıza uygun bir ahlak yapısı oluşturmak zorundayız..Kaybettiklerimizi tekrar kazanmaya mecburuz...

Adaleti;her işin temeli olarak inşa etmek zorunluluğumuz var..Bunun için Başta eğitim Kurumlarımız olmak üzere ,kültür alanındaki teşkilatlarımızı harekete geçirmeliyiz..Toplumsal barışı,kardeşliği,huzur ve güven ortamı başka türlü asla  temin edemeyiz..Umarım uyarılarımızı bizi yönetenler dikkate alır..