tonyahaber @ hotmail.com

Ramazan bitti. Şatafatlı iftar yemekleri de geride kaldı.

Yiyecek kolileri de unutuldu.

İftar çadırları, yüzlerce kişinin katıldığı yemekler, yemeklerde atılan nutuklar geldi geçti...

Yılın öteki aylarında insanlar ne yer, ne içer önemli değil.

Varsa yoksa Ramazan ayındaki gösterişler.

Ülkeye bir bakın!

Her boydan siyaset erbapları, bürokratlar…

Ramazan ayı boyunca ya iftar yemekleri düzenlediler ya da iftardan iftara koştular. Her yemekte de yaptıkları konuşmalarla din-iman pazarladılar…

Sorma hakkımızı kullanalım:

Verdiğiniz yemeklerin bedelini kim ödüyor? Cebinizden mi ödüyorsunuz, devletin bütçesinden mi? Yoksa ihale verdiğiniz müteahhitler mi parayı ödüyor?

Kimin parasıyla kimi doyuruyorsunuz?

Tüysüz yetimin hakkını kime yediriyorsunuz?

İftar sofralarının parasını hazineden mi ödediniz?...

Hazineden ödemediyseniz, buyurun kaynağını açıklayın!

Bu ülkenin yurttaşlarının, bunu bilmeye hakkı var.

Açıklamadığınız sürece haram lokma yiyenlerdensiniz.

Kamu malının yönetiminde olanların temel görevi adaletli davranmaktır.

Yoksa, Mâûn suresinin tokadı suratınızda patlıyor demektir.

Suratınız kalmışsa…

O tokat;

Çalan kadar, çalana göz yumanın da suratında patlar.

O tokat;

Haksızlığı yapan kadar, haksızlığa göz yumanın da, destek verenin de yüzüne oturur.

Demek ki, yetimi iten kalkan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen, gösteriş yapanlardansınız…

Düzenlenen iftar yemeklerinde siyasetçilerden, bürokratlardan, yandaşlardan, yalakalardan geçilmiyor.

Çok mu ihtiyaçları var!...

Yoksullar yine evlerinde, kendi olanaklarıyla baş başa…

Ana felsefe şu: Fukaranın hakkını yiyeceksin/yedireceksin, sırtından inmeyeceksin.

Cehaletle, biat kültürüyle beynini şoklayacaksın…

Kendine dua ettirecek, “Allah başımızdan eksik etmesin!” demesini sağlayacaksın…

Yapma, etme “Ezim ezim eziliyorsun” diyene de sövdüreceksin.

Korumaların bayramlık tatlı parası, 99 küsur bin lira (eski parayla 99 milyar) tutacak!…

Afiyet olsun mu diyelim!...

Yoksa?...

Kabul ediyorsa, günaydın vicdanınıza!…

Haram, günah ve mekruh kavramlarını dilinden düşürmeyenlerin, boğazınızdan helal lokma geçti mi?...

Bugüne kadar ekilen kin ve nefret tohumları iftar yemekleri ile ortadan kalkmaz.

Toplum ortadan ikiye yarıldı.

Adaletin, hukukun, barışın, demokrasinin mumla arandığı bir toplum haline geldik. Böyle toplumların kaçınılmaz sonu Ortadoğu coğrafyasında görülüyor.

Adalet yoksa, demokrasi yoksa yolumuz çağdaş uygarlık yerine Ortadoğu çöllerine uzanır.

***

Bir de şu Tonya çarşısı…

Bir kazığı eksikti; o da oldu…

Cumhuriyet Alanı’nın ortasında bir çeşme var, üzerinde de bir heykel.

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; sanatın içine tükürüldüğü bir ülkede soğuk bir direkten daha uygun değil mi?

MOBESE kameraları için çeşmenin başına bir kazık dikildi.

Başka yer mi yoktu?

“Proje gereği” diyorsanız, şehrin başka yerlerine kazıklar dikilirken projeye neden uyulmadı?

Biz de, sanatın, kültürün yozlaştığı bir ülkede kime, neyi anlatıyoruz!...