Ne demişti ünlü ozan Pir Sultan Abdal: “..Kadılar müftüler fetva yazarsa/ İşte kement işte boynum asarsa/ İşte hançer, işte kellem keserse/ Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan/…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tam da işte bu anlayışla başlattığı “Adalet Yürüyüşü” sürüyor. Kılıçdaroğlu da çıktığı yolda sanırım aynı düşüncede: “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan”. İnşallah sağlığı bozulmaz da, yaşı gereği bu insanüstü uğraşı olumlu sonuçlar verir.

Ülkemizde her kesimden kişinin gözü-kulağı bu yürüyüşte. Aman bir olumsuzluk olmasın. Bir vukuat meydana gelmesin. İktidar, yürüyüşçülerin üzerine gelmesin. Hatta onları çok iyi korusun. Beklenti ne? Ülkemiz mahkemelerinden her zaman hakkaniyete, evrensel insanlık değerlerine uygun, kamu vicdanını rahatsız etmeyen kararlar çıkması. Bu da ancak “bağımsız ve tarafsız mahkemeler” sayesinde olacaktır.

*****

Başbakanımız “Adalet Yürüyüşü” hakkında: “Adalet sokakta bulunmaz, adalet sokakta aranmaz. Adaletin olacağı yer mahkemelerdir.” demiş.

Başbakanımızın bu sözlerine katılmamak mümkün değil. Ama mahkemeler bağımsız ve tarafsız ise bu dedikleri çok doğru. Öyleyse kamu vicdanı önünde önce mahkemelerimize tarafsız ve bağımsız çalışma ortamı sağlanmalıdır. Hakimlere savcılara bu konuda sağlam yasal güvenceler verilmelidir.

*****

Adalet yürüyüşü, bu güne kadar kazasız-belasız sürüyor. Dünyanın gözü de bu yürüyüş üzerinde. Pekala ülkemiz gazeteleri, televizyonları yeteri miktarda bu konuda haber veriyor mu? Ne kadar doğru bilemiyorum: “Basın ve görsel medya sahipleri ve mensupları bir iftar yemeğinde “Yürüyüşün verilmemesi” konusunda uyarılmış” diye bir haber de yer aldı medyada. Ne derece doğrudur bilemiyorum.

Şu bilgiyi de aktaralım: Türkiye, “Hukuk Devleti İndeksi”nde, 113 ülke arasında 99’uncu sırada imiş. Anayasamızın 2. Maddesi ne diyordu: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Yandaş medya, haberleri, yorumları ile bu “Adalet Yürüyüşü”nün adaletsizliği, yasadışılığı üzerinde her gece evelallah boyuyor ortalığı. Kırk dereden su dolaştırarak CHP’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun politikasının olumsuzluğu üzerine bülbüller gibi şakıyorlar. Arkalarında iktidar güçleri olduğu için de bu işi korkusuzca yapıyorlar..

Şu konuyu da belirtmekte yarar vardır. Gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında bize ulaşan haberler, sıkı bir süzgeçten geçiriliyor. Neden? Aman iktidar güçleri rahatsız olmasın, onların aleyhine bir durum yaratılmasın diye. Halkı, kendi çıkarlarına uygun haberlerle kandırmak, inandırmak istiyorlar.

*****

Böylesi büyük yürüyüşlerde Zonguldak, diğer illere göre daha alışkındır. Zira, maden işçileri öncülüğünde Zonguldak halkının katkısı ve katılımıyla dünya tarihine geçen 1990-1991’de gerçekleştirilen “Büyük Ankara Yürüyüşü”, zihinlerden henüz yitmemiştir, anıları daha tazedir.

Adalet Yürüyüşü, şimdiye kadar çok düzenli gidiyor. Toplumun “ADALET” arayışını dile getirirken, her kesimden insanın dili olmağa devam ediyor. Her kesimden insanı kucaklıyarak, birlikteliği güçlendiriyor.

Yine izlendiği kadarıyla bu yürüyüş “BARIŞÇIL” bir görünüm sergiliyor. Bu yönüyle de gittikçe artan bir ilgi ile karşılaşıyor. Yurdun değişik kesimlerinden ırmaklar, Ankara-İstanbul yolu güzergahına doğru akarak, büyük nehirle buluşmaya doğru akmağa başladılar.

Her kesimden insanın, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerinin, sanatçılarımızın “Adalet Yürüyüşü”ne destekleri artıyor.

Bir siyasi partinin, “Adalet- Demokrasi- Hak- Hukuk- Barış- Yurtseverlik- Kuvayı Milliye Ruhu- Laik, Demokratik Eğitim” ilkelerini kucaklıyarak yola düşenler, yürüttükleri “demokratik mücadele” ile şimdiden dünya tarihine girmiş durumdadır.

*****

İktidarın OHAL gücü ile bu barışçıl yürüyüşü durdurmağa kalkması elim sonuçlar verebilir. İktidarı bu dar çemberden “Gelin, ey arkadaşlar, bu yurt üzre birlikte yaşıyoruz. Sorunlarımızı da birlikte çözelim” anlayışı, demokratik davranışı kurtarabilecektir.

Benim beklentim bu doğrultudadır. İnşallah ülkem, şu güzel bahar-yaz aylarında aklıselim ile sorunlarını çözmeğe başlasın.

Ramazan için, bayram için dileğim budur..