abekaroglu @ gmail.com

Yazılı basından öğrendiğim kadarı ile 

Trabzonspor'un futbolcusu Abdulkadir Ömür; ders verdi. Kendisini kutluyorum. Abdülkadir Ömür,  yeteneğinin yanında, yaşının gerektirdiği seviyenin çok üzerindeki beyefendi kişiliği ve olgun davranışlarıyla beğeni topluyor ve bir sporsever olarak kendisini takdir ediyordum.  Çoğu kişinin de benim gibi düşündüğünü sanıyorum ki spor kamuoyundaki uzmanların yorumları da hep bu yönde olduğunu görüyorum.  Ayrıca epey zamandır  kendisini bir de canlı olarak seyretmek  istiyordum. Yalnız benim burada  söyleyeceğim farklı bir durum. Abdüladir kardeşimin iyi bir aile terbiyesi aldığı belli.  Kendisinin aynı zamanda Trabzon Çarşıbaşı Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu olduğunu da öğrendim. Bu kardeşimiz basına yansıdığı kadarı ile kendi özel sayfasında şöyle diyor;  'Kur'an'ın iki kapağı arasındakileri defalarca okudum,  90 yerde Allah'ın rızka kefil olduğunu,  tek bir yerde ise şeytanın insanı fakirlikle korkutacağını gördüm. Ne yazık ki insanlar, Rabb'inin 90 yerdeki vaadini unutup şeytanın bir yalanına kanıyor'.

Son yaşadığımız belâ sonucunda, yardım kampanyaları düzenleniyor, bulunduğum mahallede de öğrencilerim bunu  yaptı ve dağıtımını da gerçekleştirdiler ki, onlarla gurur duydum, otuz beş senelik, okulda derslerde, spor kulübünde ve camideki gayretlerimin boşa gitmediğini gördüm ve çok mutlu oldum. Şu kişilere de verin dediğim de, 'hocam, tamam, bazen de, "koli kalmadı ama para verelim" diye cevap vererek' anında yerine getirdiler. Ama ihtiyacı olmadığı halde, yani kişinin emekliliği var, evi de var  -benim bir tane tuğlam ve  maaşım dışında bir şeyim yok-  kirası da  olmadığı halde,  'bana da ver,  bana da ver' diye isteyenleri çok gördüm.  Bir de üç akşam önce dışarıya ihtiyaç almak için akın eden ve kuralları bozanları da görünce, çok üzüldüm,  içim burkuldu, iğrendim ne çok şeyden de soğudum.  Tamam vatandaş önünü görmediği için tedirgin ama bir açgözlülük de var.  Biz,  ama örgün eğitimde,  ama yaygın eğitimde hep öğretim yapıp bilgi yüklüyor ve zihinleri dolduruyoruz. Oysa ki eğitim yapmamız gereken bir yanı ihmal ediyoruz,  güzel davranışlar sergilenmesinde biz kişilere etkili olamıyoruz. En azından bu oran çok az ve  bunun için eğitim sistemimizi yeniden düzenlememiz lazım. Miillet evinde yaptığı birikimini bana göre iki ay sonra bu iş bittiğinde çöpten atacak. Zaten  Eskişehir İlâhiyat'ta bir öğretim üyesi arkadaşım resim attı ve buna benzer basına yansıyan örnekler de var, 'Trabzon ekmeklerinin bayatladı diye çöp bidonlara doldurduğunu' hep beraber  gördük.  Hala daha ders aldığımız yok. Bu durum, çok üzücü. Abdülkadir Ömür'den, 'bedevi' diye eleştirdiğimiz, verdiğimiz kadar yiyen, içen ve giyinen, ve çamurlar içerisinde yaşayan Suriyelilerden, Afrika'da açlıkla boğuşup yaşama tutunmaya çalışanlardan öğreneceğimiz çok şey var…