Covid-19 salgını nedeniyle getirilen uygulamalar 30 Büyükşehir ile akciğer ve solunum yolları hastalıklarının sıkça görüldüğü Zonguldak’ta da uygulamaya konuldu. Zonguldak “büyükşehir” statüsünde değildi. O nedenle şehrin bu durumu her akşam haberlerde okunurken “30 Büyükşehir ve Zonguldak” biçiminde tanımlandı. Ancak bu tanımlama Zonguldaklılar arasında farklı tepkilere, söylemlere, hatta esprilere yol açtı. Merkeze alınan Valimizin de Corono salgınına karşı büyük bir özveriyle görev yapan doktorlar ve sağlık çalışanları için söylediği maksadını çok aşan cümleleri nedeniyle eleştiriler yoğunlaştı.

Zonguldak Türkiye’yi kuran şehirdir. Bu yapılanlar haksızlıktır. Zonguldak nasıl bu duruma düşürülebilir?” vbgibi sorular Zonguldak içinde ve dışında yüksek sesle konuşulmağa başlandı.

*****

            Zonguldak,  içinde ve dışında yaşayan eğitimli, donanımlı, birikimli, başarılı çocuklara sahip bir kent. Liseden sonra büyük kentlere gidilmiş, üniversiter düzeyde eğitimler alınmış, çeşitli iş ve meslek kollarında, kültür-sanat-edebiyat-sinema alanlarında başarılar sağlamış insanlara sahip oluşuyla da şanslı bir kent.

Zonguldak; geçmişten bu yana özellikle dışarıda yaşıyanlar için doğup büyüdükleri, sevgi, saygı ve özlem duydukları, her semtinde, her sokakta, her caddede anılarının bulunduğu, yüksek vefa duygularıyla bağlı oldukları ikikatlı bir kent. Bu tarifsiz sevgi ve özlem duyguları okul, mahalle-semt ve kent  arkadaşlıkları kimi zaman çeşitli adlarla toplulukların oluşumuna yol açar.

           Bildiğim kadarıyla “67’liler Platformu” en etkili oluşumlardan biri. Zonguldak için seslerini yükseltenler de burada. Çok sayıda kişi kendini bu grupta tanımlıyor. Dr. Tunç Çelebi, Cenk Kaplancan, Fulya Kalafat, Muammer Güner ve Erhan Akman işi gücü bir yana alarak, Corona yasakları içinde bile ortak çalışmaya başlarlar. Buldukları ilk fırsat olan geçtiğimiz hafta Çarşamba gününden itibaren Alaplı’dan başlayarak, Ereğli, Kozlu, Devrek, Gökçebey, Çaycuma, Saltukova; Perşembe günü Kilimli, Çatalağzı Belediye Başkanlarını ziyaret ederler. Sonra iki grup halinde Sivil Toplum Kuruluşları ile toplanırlar. Cuma günü ise siyasi parti temsilcileri ve milletvekilleri ile bir araya gelirler. Zonuldak Belediye Başkanı ile Vilayeti de ziyaret ederler.

*****

67 Platform” olarak anılan bu grupta Muammer Güner Bodrum’dan, Cenk Kaplancan Ankara’dan, Dr. Tunç Çelebi, Fulya Kalafatoğlu ve Erhan Akman İstanbul’dan geliyor. “67 İÇİN” hiçbir çıkar gözetmeden, “Hep birlikte Zonguldak için neleri, nasıl yapabiliriz? ” diyerek yola çıkan bu insanları önce içtenlikle kutluyorum. Corona tehlikesinin henüz kol gezdiği bu ortamda, işlerini, eşlerini, çocuklarını evlerinde bırakarak ortaya  atılan bu arkadaşlar, gerçekten yoğun programlarını yılmadan, usanmadan, yüksünmeden gerçekleştirdiler. Zonguldak’ta umut yüklü güçlü bir rüzgar estirdiler. Onlar bir büyük teşekkürü hakettiler. Ancak onları güven duygusuyla kabul eden, dinleyen, Belediye başkanlarımızı, siyasi parti temsilcilerimizi, vekillerimizi, sivil toplum örgütlerimizi de içtenlikle kutluyorum. Siyasi farklılıkları ortadan kaldırarak, “sadece Zonguldak için bir araya gelmek ve projeleri konuşmak”, beklenen ve özlenen bir tablo değil miydi?

*****

Ben bu grupla Devrek’te karşılaştım. İstekleri üzerine Belediye Başkanımız Çetin Bozkurt’u birlikte ziyaret ettik. Bilindği gibi Çetin Bozkurt, 7 Haziran günü;  “İlimiz adına çıktığınız bu yolda şahsım ve Devrek Belediyesi olarak sizlere tam desteğimiz olduğunun bilinmesini isterim” diyerek desteğini kamuoyuna   açıklamıştı.

Ekipteki Fulya Kalafatoğlu ve Cenk Kaplancan ile ilk kez yüzyüze geldik. Kaplancan’ın birkaç yazısını okumuştum. Dr.Tunç Çelebi ise öğretmen Lale  Hanım ile Nurhan Bey’in oğlu idi. Beni onurlandıran ve göğsümü iftihar duygularıyla kabartan ise Erhan Akman ve Muammer Güner’in Fener Lisesi’nden öğrencim olmaları ve bu “sivil inisiyatif grubu”nda yer almalarıydı.  

Kimi öğrencilerimle (40-45 yıl önce okuttuğum) ilişkilerimiz devam ediyor. Açarlar telefonu “Hocam nasılsınız, bir sesinizi duymak istedik” derler. Bazan bir konuyu açarlar, gece yarısı da olsa sorarlar, uzun uzun konuşuruz. Ben keyiflenirim, mutlu olurum. Sanki Fener Lisesi’nde hala öğretmen-öğrenciyiz.

*****

Zonguldak’a gelindi, bağlar atıldı, köprüler kuruldu.Bu elbette iyi ve güzel. Şimdi ne olacak? Pazartesi günü  bir “sonuç bildirgesi” açıklanacak. Öncü ekibin konuya yaklaşımını ve önerilerini öğreneceğiz. Dr. Çelebi, Eylül-Ekim aylarında bir “Zonguldak Çalıştayı” düşündüklerini de açıklamıştı.

Ey Zonguldaklı kardeşim, eğer seviyorsan bu kenti, eğer sayıyorsan bu kenti, elini ver güçlenelim, omzunu ver yaslansınlar, yüreğini koy ortaya. Düşüncelerini, görüşlerini, varsa projelerini ser masaya. İçeridenmiş, dışarıdanmış. Şimdiye kadar nerdeymiş. Geçelim bunları. Zonguldaklı olmak yetmiyor mu? Sen evinde oturururken, senin için yollara düşen bu “Zonguldak sevdalısı” olan, “Zonguldak gönüllüsü” olarak ateşten gömlek giymeğe talip olan bu çocuklarını, hafifseme, hor görme. Uzak durma onlardan..

Ey Zonguldaklı kardeşim, ben nasıl yardımcı olabilirim? Nasıl katılabilirim bu imeceye diye düşün, arayış içinde ol, birlikte çalış.. “Sevgi, bilinç, us ile kuracağız yarını” diyerek, çocuklarımız, torunlarımız için, “Gel kardeşim gel meydana/ Gir kardeşim gir meydana”, türküsüyle haydi yarınları kurmaya!..