Bilindiği gibi, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri sonucunda, iktidar bloğu, yani Cumhur İttifakı; Karadeniz’deki ve kırsaldaki, bazı il ve ilçelerdebelediye seçimlerini, büyük oranda kazanmasına rağmenbüyük şehirlerde, önemli ölçüde kaybetmişti… Gazetemiz Tonyahaber’in Mayıs sayısında yaptığım siyasi analizde,  bunun başlıca nedenini, ”Tek adam rejiminin uyguladığı ekonomik-sosyal politikalar yanında, halkı kutuplaştırıcı beka siyasetinin, nefret söyleminin iflasıdır” diye belirtmiştim. Yazımın devamında şöyle demiştim:

“31 Mart yerel seçimleri sonucunda Türkiye’nin 21 büyük ilinde; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Muğla, Aydın, Mersin, Edirne, Hatay, Tekirdağ, Eskişehir, Çanakkale, Yalova, Bolu, Sinop, Burdur, Kırşehir, Bilecik, Artvin, Ardahan, CHP önderliğindeki Millet İttifakı kazandı… Bu sonuçla, Türkiye ekonomisinin % 70’i, Ana Muhalefet Partisi’nin kontrolüne geçmiştir. Ayrıca, Doğu ve Güneydoğu’nun can damarı olan şu büyük illeri de HDP kazanmıştır: Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Van, Hakkâri, Kars, Iğdır…”

İktidar güçleri, şok olmuş bir vaziyette, bu sonucu bir türlü kabul edemiyor, özellikle İstanbul sonucunu, içine sindiremiyordu… Çünkü biliyorlardı ki, İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanmış; İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybetmiş demektir.

İşte bu nedenle, Yüksek Seçim Kurulu, ağır ve yoğun baskılar sonucu; komik, temelsiz bir gerekçeyle, İmamoğlu’nun, 17 Nisan’da, rakibi Yıldırım’dan 13.742 fazla oy aldığı mazbatasını iptal ederek, yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın, 23 Haziran’da yenilenmesine karar vermişti…

23 Haziran’da tekrarlanan seçimin sonucuna göre İmamoğlu, rakibi Binali Yıldırım’a 806 bin 425 oy, fark atarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini ikinci kez kazandı… Bu seçim, yalnızca İstanbul’un değil,  aynı zamanda, iki ittifak arasında cereyan eden, Türkiye genelinin yarıştığı bir “genel seçim” niteliğindeydi… Aradaki fark, hiç kimsenin görmezlikten gelemeyeceği, itiraz edemeyeceği büyüklükte bir farktır… Bu fark, bütün Türkiye’nin unutamayacağı çok büyük bir siyasi depremdir…23 Haziran’dan sonra, Türkiye’de, başta sosyal yaşam, siyaset ve demokratik mücadele olmak üzere, hiçbir şey artık eskisi gibi olamaz…

Unutmamalı ki, 23 Haziran İstanbul seçimi sonucunda, Cumhur İttifakını temsil eden, tek adam rejimi, ağır bir yenilgi almıştır. Millet ittifakını öngören demokrasi güçleri, siyasi anlamı büyük bir başarı göstermiştir. Nefret söylemi ve ayrımcılık kaybetmiş; barış, kardeşlik, demokratik dayanışma ve sevgi dili kazanmıştır.

31 Mart ve 23 Haziran seçim sonuçlarıyla halk; Cumhur ittifakına, izlediği ayrıştırıcı politikaları terk etmesi yönünde, unutulmaz bir uyarı yapmıştır. Umarız, halkın bu mesajını alabilirler. Böylece politikalarına “yasama, yürütme ve yargı” bağımsızlığını öngören yeni bir anayasayla “parlamenter demokrasiye dönüş” yönünde çeki düzen verirler.