Bir kısım siyaset adamlarının ve hukukçuların değerlendirmelerine göre,16 Nisan Referandumu’nun ülkede, 7 Haziran Seçim sonuçlarına benzer bir siyasi tablo ortaya çıkarabileceği yönündedir. Bunlara göre, referandumda “evet” ve “hayır” propagandası arasında,  dürüst olmayan, eşitsiz bir yarış var. “Evet” propagandasını, iktidar güçlerinin, devlet olanaklarıyla yürütmesi, karşı seçeneği sürekli suçlaması; “hayır” oylarının yükselişine yol açmaktadır. Mevcut sistemin yarattığı gerilim ve eşitsiz yarış, halkın tepkisine yol açmaktadır. “Evet” in argümanları haksız ve sınırlı; hayır’ın argümanları, haklı ve sınırsız… Hayır; yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin oluşturduğu güçler ayrılığını savunan özgürlükçü demokrasiden yanadır. “Evet” ise tüm yetkilerin tek bir kişide toplandığı, tek parti diktatörlüğünü öngören faşist bir düzenden yana

Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen, Ankara’da bir Sempozyumda yaptığı konuşmada,16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumunda Türkiye’nin demokrasiyle yönetilip yönetilmeyeceğinin oylanacağını ifade ederek
“Referandumun konusu sadece Türkiye’de demokrasi olup olmayacağıdır. Bu anayasa önerisine baktığımızda, şunu görüyoruz: Tüm güç; yürütme, yasama, yargı tek bir elde toplanmaktadır. Güçler ayrılığı ortadan kaldırılmaktadır. Buna karşılık hiçbir denge, denetim mekanizması mevcut değildirBu keyfi bir rejime yol açacaktır” dedi.

Aynı sempozyumda konuşan Prof. Dr. Cem Eroğul da “Bu metin bir anayasa değişikliği değildir. Çünkü değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk üç maddeye açıkça aykırıdır. Bu metin, hukuk devleti, güçler ayrılığı, demokratik devlet, insan haklarına saygı, ilkesine aykırıdır” dedi.

Anayasa değişiklik teklifinin kabul edilmesi durumunda, vatandaşların “insan haklarına saygılı, demokratik laik, sosyal hukuk devleti altında yaşama temel hakkının” gasp edileceğini de dile getiren Eroğul, “Bu temel haklardan siz isteseniz de vazgeçemezsiniz. Örneğin kimse, kimseyle KÖLELİK ANLAŞMASI yapamaz. KAMU HUKUKUNDA, TEMEL HAKLARDAN VAZGEÇME HAKKI YOKTUR. Bu haklar dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmezdir. Halk oylamasıyla kendi haklarınızdan vazgeçemezsiniz” diye konuştu.

OLAĞANÜSTÜ HAL’İN HER TÜRLÜ ŞİDDET VE BASKI KOŞULLARINDA, MEŞRULUĞU TARTIŞILAN BİR REFERANDUM SÜRECİ YAŞANIYOR… HİÇBİR DEMOKRATİK ÜLKEDE BÖYLE BİR REFERANDUM OLMAZ… BÜTÜN UYGAR DÜNYA ÜLKELERİ, BU ANTİDEMOKRATİK REFERANDUMA TANIKTIR… SİYASAL EŞİTLİK VE DÜRÜSTLÜK İLKESİNE BÜTÜNÜYLE AYKIRI, DEVLET OLANAKLARININ “EVET” PROPAGANDASI LEHİNE SEFERBER EDİLDİĞİ,"HAYIR" DİYENLERİN TUTUKLANDIĞI, DÖVÜLDÜĞÜ, YARALANDIĞI; ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİĞİ BU SÖZDE REFERANDUM SONUCUNDA ESKAZA “EVET” KAZANIRSA, ÜLKEDE SONU GELMEZ TARTIŞMALAR OLACAĞI AÇIKTIR... MAĞDUR HALKIN HUKUKSAL TEMSİLCİLERİNİN, ORTAYA ÇIKAN SONUCU, ULUSAL VE ULUSLARARASI YETKİLİ YARGI ORGANLARINA TAŞIYABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR… UMARIZ, BUNA HİÇ GEREK KALMAZ.