Tonya’nın en önemli turizm alanlarından biri olan Kadıralak Yaylası’nda açılacak olan taşocağına ve yapılması planlanan gölete tepki geldi.

Kadıralak Yaylası’nın Yenimahalle, Çamlı ve Karaağaçlı Mahalleleri sınırları içinde yapılacak olan Hayvan İçme Suyu (HİS) Göletinin ve gölet yapımında kullanılacak malzemenin çıkarılması için açılacak olan taşocağının doğaya zarar vereceği gerekçesi ile karşı çıkıldı.

Kadıralak Yaylası’nın Yenimahalle ve Karaağaçlı Mahalleleri sınırları içinde yapılacak gölete bağlı bir de taşocağının açılacağı ifade edildi.

Patlatmalı Malzeme Ocağı ve Kırma Eleme Yıkama Tesisinin iki yıl süre ile gölet yapımının sonun kadar çalıştırılacağı ifade edilen projede, göletin tamamlanmasından sonra ocağın da kapatılacağı belirtildi.

Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük, taşocağının çevreye vereceği zararlar, ayrıca yapılacak olan göletin her yıl Nisan ayında açan ve ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği koruma altına alınan ince uzun yapraklı `mavi yıldız´ çiçeğini olumsuz etkileyebileceği gerekçesi ile karşı çıktı.

“KES-YAPIŞTIR YAPIYORLAR”

Metalürji Yüksek Mühendisi ve aynı zaman TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük, uzun yıllardır Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşam alanlarına yönelik ticarileştirme ve onların mülkiyet devrini yapmak için çeşitli girişimler olduğunu belirterek şunları söyledi.

“Bunların ilklerinden bir tanesi de Kadıralak bölgesidir. Burada şiddetli mücadeleler olmuştur. Taş ocağı ve çimento için buralara girilmeye çalışıldı. Sonrasında halkın mücadelesi ve kamuoyuna yansımasıyla buraya dokunulur mu diye çeşitli tepkiler ortaya koyuldu.  Bunun üzerine buraya girebilmek için farklı yollar denenmeye başlandı. Bunlardan bir tanesi de turizm. Adını eko-turizm olarak değiştirerek ama işin sonunda doğayı yine tahrip eden bir olay. Bunların içinde en masum görüneni gölet hikayesidir. Bunlar çeşitli yerlerde projeler oluştururken kes-yapıştır modeli yapıyorlar. Mesela Toroslardaki bir alanda bir veri kullanılıyor, sonra aynı veriyi Karadeniz’de de kullanıyorlar. Bunlar ezber veriler. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bu tür göletler hayvanların su ihtiyacı karşılamak için yapılıyor. Daha çok karasal iklimin olduğu bölgelerde. Buralar genelde akarsuyun olmadığı, toprağın suyu tutmadığı yerlerdir. Böyle yerlerde bunun oluşturulmasında da bir sıkıntı yoktur. Ancak Karadeniz yayalarında bırakın gölet yapmayı, siz akarsuları serbest bıraktığınız zaman hayvanlar sürekli suya ulaşabilirler. İç Anadolu’da bu tarımsal sulama için de yapılabiliyor. Ama Karadeniz’de buna gerek yok.”

“İKLİM DEĞİŞİR, EKOLOJİ BOZULUR”

“Birçok ekoloji ve çevre mühendisi arkadaşımızla bu tarz projeler bir isim koyduk. Buna biz broşür teknolojisi ya da broşür bilgileri dedik.” diyen Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu bir broşürde renklendiriyorlar, çeşitli reklam filmi gibi bunu organize ediyorlar. Gerçek yaşamda karşılığı varmış gibi topluma yutturmaya çalışıyorlar. Bugün bunların başında göletler geliyor. Bunun sayılarına bakarsınız Veysel Eroğlu zamanında başlatılmış, birçok yerde gölet yapılmış. Bunların bir kısmını kendi yandaşlarına para aktarmak ve belli bölgeleri mülkiyetleştirme çalışmasından başka bir şey değildir. Kadıralak’a sıra geldiği zaman böyle bir gölet ihtiyacı orada yok. Böyle bir göleti oraya koyduğumuz oranın iklim koşullarında değişiklik olacaktır. Oraya has mavi yıldız çiçeği var. Bu çiçek karı delerek yukarı çıkıyor. Belli bir mevsimsel sürece göre bu bazen bir ay ileri veya geri de gidebiliyor. Bu çiçek sıcaklığa bağlı açıyor. Buraya bir gölet yaparsak iklim burada bozulur. Hem nem açısından hem de sıcaklık açısında bir farklılık olacaktır. Buradaki sıcaklık değişimi, karın tutunmasını engeller. Bu da bu çiçeklerle ilgili sorunların orada başlamasına neden olabilir.  Kesin olmamakla beraber bu olacaktır. Bunu sorunların çıkacağını şimdiden önümüze koymamız gerekiyor. Ortada bir şüphe var ve bu çok çeşitli yerlerde yaşandı. Artvin’in bile iklimi baraj ve göletlerden dolayı değişti. Yani bu iş ekolojik açıdan felakete neden olabilir.”

“KADIRALAK DÜNYA MİRASIDIR”

“Kadıralak Yaylasının dünya mirası olduğunu, turizm yapılacak her yerde tesise gerek olmadığını ifade eden Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük, şöyle devam etti:

“Bir diğer hususta turizm yapılacak her yerde bir tesis olması gerekmiyor. Tonya’nın içinde otel yapsınlar sonrasında insanlar yürüyerek Kadıralak’a çıksınlar. Orası bütün dünyanın mirası. Oraya arabayla çıkıp, hayvanların otlak alanları, endemik bitkilerin arasında piknik yapmak, trafiği artırmak, gölet yapmak ve adına ekolojik turizm demek kadar saçma bir şey yoktur. Oranın ticarileşmesi Tonya’nın içinde yapılmalıdır. Oraya birilerine tesis yapıp tahrip edilmemelidir. Orası doğal haliyle kalmalıdır. Orayı herkesin görme hakkı vardır ama oraya zarar verilmemelidir. Hayvanların otlayıp geviş getirdiği yerde o hayvanları rahatsız etmeden turizm faaliyetleri olmalıdır. Ya gölet, ya yayla olacak. Buraya gölet yapmakla sadece çiçek yok olmayacak. Yayla da bitecek. Orayı göletle turizm merkezi haline getirmek, doğadaki insan baskısını arttırmak demektir. Bugün Mersin Munzur coğrafyasında insan baskısını ortadan kaldırmanın tartışmasını yaşıyoruz. Bu ne demek? Yazın öyle oluyor ki Munzur’un kenarında oturacak yer kalmıyor. Bu oradaki yaban hayvanlarının önüne çadır koymak demek oluyor. Oradaki hayvanların suya ulaşmasının önüne geçiyoruz. Bu bölgeleri biz esaret altına almak zorunda değiliz. Ayrıca o bölge bir kararnameyle el konulup ticari bir bölgeye dönüştürülebilir. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor, uyanık olunması gerekiyor.”

“TAŞOCAĞI GÖLETLE İZOLE EDİLİYOR”

Kısa adı TOYDER olan Tonya Doğa, Yaşam, Turizm ve Kültür Derneği Başkanı Bekir Uzunoğlu da, “Hayvan İçme Suyu Göletini bağlı olarak bölgede bir de taş ocağı açılacak. En büyük tehlike bölgede bir taş ocağının kırma eleme tesisinin açılması ve isminin Hayvan İçme Suyu Göleti ile izole edilmesi bizleri kuşkuya düşürüyor. Bölgede yapılacak olan göletin çevresinde birilerine rant mı sağlanacak? Bunlar net olarak açıklanmalıdır. Kadıralak Yaylası’nda doğal sit alanı içerisinde 144 kritik flora türü belirlemiştir. Bunlarda ikisinin ise kritik seviyede endemik tür olduğu ifade edildi. Yapılacak göletin bu florayı ne yönde etkileyeceği ile ilgili bir çalışma yapıldı mı? Biz yatırıma karşı değiliz, fakat yetkililer, bölgenin doğası bozulmadan orada yaşayan yerel halkın kalkınması yönünde proje geliştirirse daha iyi olur.” şeklinde konuştu.