İnceleyen-Araştıran: Ahmet İNCEGİL /Edebiyat Öğretmeni
Türküyü Derleyen: Nigar Fettahoğlu

Türküler, halkın aynasıdır. Halkın acılarını, sevinçlerini, umutlarını, özlemlerini, aşklarını doğal bir duyarlılıkla yansıtırlar. Her türkünün bir öyküsü vardır. Karadeniz türküleri, genellikle yedi heceli dizelerle örülen ve birbirini tamamlayan dörtlüklerden (manilerden) oluşur.
Türkücüler (ozanlar), yüreklerinde oluşan fırtınaları, birikmiş duyguları, kemençe eşliğinde kimi zaman yanık türkülerle, kimi zaman ironik (alaycı) manilerle dile getirirler. Duyguları anlatmaya, tek bir mani yetmez. Peş peşe dizilen manilerle çeşitli öyküler, değişik duyarlılıklar dile getirilir.
Anlatacağım folklorik öykü, Trabzon ilinin Tonya ilçesine bağlı iki merkez mahallesi arasında geçmiştir. Büyük Mahalle’den bir delikanlı, Keleönü’ndeki bir kıza duyduğu derin aşkı, yerel bir ağızla dile getirmiştir. Söz konusu aşkı anlatan manileri, 1980 öncesinde, Tonya Lisesinde okuttuğum öğrencilerden “Nigar Fettahoğlu” derlemiştir. Halen Tonya’da emekli öğretmen olarak yaşayan Nigar Hanım, bu manileri çok özgün bir ezgiyle seslendirmektedir.
****Nigar Fettahoğlu’dan birkaç yerel türkü:
1- https://www.youtube.com/watch?v=ba6WZybSpBM
BU SENE YAYLALARDA PEMBE GÜLLER AÇAYİ (Kemençe: İlknur Yakupoğlu/Seslendiren: Nigar Fetahoğlu-Binnaz Yakupoğlu)
2-https://www.facebook.com/SALIHZEKIFETTAHOGLU/videos/10205989442827520
KUKU NE BAĞIRIRSIN KURU KURU DALLARDA
3-https://www.youtube.com/watch?v=ba6WZybSpBM


MAHALLE
Bu ezgi, titiz bir çalışma ile, ulusal medyaya yansıtılabilse, eminim müzik dünyasında fırtınalar yaratacaktır. Umarım, bu güzel türkü, ulusal düzeyde hak ettiği yeri bulur. Sevginin yoğunlaşmış biçimi olarak nitelediğimiz aşk, hiç kuşkusuz ikide bir olmaktır. Başka bir deyişle, birbirini seven ya da biri sevip, diğeri sevmeyen; sevgiye tepki vermeyen iki karşıt cins arasında oluşan, gelişen, şiddetli birleşme, bütünleşme isteği ve çabasıdır. İkide bir olma özlemidir. Bu özlem kimi zaman, tek taraflı bir yangına da dönüşebilir. Yansıtmaya çalıştığımız öykü, başlangıçta tek taraflıdır. Sonra, karşılıklı iletişim oluşur. Bu öykü, Tonya’nın doğal ve toplumsal özelliklerini yansıtan, eşsiz bir yürek fırtınasıdır.Seven kişinin gözünde sevilen varlık, her şeyiyle güzeldir. Sevilenin yalnız fiziksel ve düşünsel varlığı değil, yaşadığı tüm doğal ve toplumsal çevre, dokunduğu her şey eşsiz güzeldir.Dizelere dökülen bu aşk öyküsünde de, aynı özellikler dikkat çekmektedir.
Âşık delikanlının gözünde, sevdiği kızın mahallesinin levorleri (acı bitkileri) bile tatlıdır. Sirganları (ısırganları) bile yakmaz, insaflıdır. Labazaları (geniş yapraklı otlar) lahana gibi değerlidir. Fareleri bıldırcın, kedileri tavşandır.Kargaları bülbüldür. Mahallenin imamları bile devrimcidir. Yarin mahallesinin her şeyi, farklı bir güzellik ve özellik taşımaktadır. Onun için delikanlı, bu mahalleye “kurban olayım “ demektedir. Âşık delikanlı, sevdiği kızı kendi bölgesine, Kale’ye çağırmaktadır. Çünkü Kale ve çevresi korunaklı, gözlerden uzak ormanlık, kayalık bir alandır. Orada aşk, doğanın eşsiz güzellikleriyle, sonsuz renkleriyle bütünleşmek demektir.


Öykümüzün kahramanı delikanlının tüm istek ve çağrılarına karşın, sevilen kız, sevenine karşı ilgisiz, tepkisiz bir davranış sergiler. Çünkü bu kız, topuklarına dek inen siyah saçlarıyla, kara gözleri, nar yanakları, kiraz dudakları ve yanık teniyle mahallenin en güzel kızıdır. Liseyi bitirmiştir. On parmağında on hüneri vardır. Bilgisi, el becerileri dillere destandır. Her gün değişik dünürler, babasının kapısını aşındırmaktadır. Onu istemeye gelenden geçilmez. Kız, okul arkadaşı olarak tanıdığı Kale’deki oğlanı, gizli ve derin bir tutkuyla sevmesine karşın, gelenek-göreneklerin etkisiyle bu tutkusunu açığa vuramaz. Çünkü ailesi onu başka birisine söz vermiştir. O başka biri de çok yakışıklı bir delikanlıdır. Bu sözleşme yakında kesinleşecektir. Genç kız, gerçek sevgisini ve kalbinin yöneldiği seçeneği bir türlü belirleyemez. Yaklaşan nişan ve düğün olasılığı, kızı iyice huzursuz eder. İki derin aşk arasında bunalan genç kız, sonunda, törelere meydan okuyarak Kale’de kendisini bekleyen sevgilisine koşar. Tutkulu bir özlemle, onun kollarına atılır. İki sevgili mutluluğa uçar. Böylece, gelişip serpilen bu aşk, kayalara kazılır, aşağıdaki manilerde olduğu gibi yüreklere yazılır…25.08.2003
Kaç defa dedım sağa/Gel Kale’ye Kale’ye//Yavri kurban olayım/Durduğun mahalleye/
Karşıdan yarim gelır/O atlidır atlidır/Durduğun mahallenın/Loverleri tatlidır
Karşıdan yarim gelır/Yarim bağa bakmayi/Durduğun mahallenın/Sirganları yakmayi/
Gelırdım mahallene/Komşiluğa bahana/Durduğun mahallenın/Labazasi lahana/
Gelirdım mahallene/Sevduğum senın için/Durduğun mahallenın/Fareleri buldurcin/
Yilda bi kurban kessın/Sevduğune kavuşan/Durduğun mahallenın/Kedileri tauşan/
Oy gemici gemici/Nerden aldın pirinci/Öyle güzel mahalle/İmamları devrimci/
Of of su akar güldür güldür da/gel da yar beni güldür/Durduğun mahallenın/ kargalari bülbüldür/
Kız sizin mahallenın/Yollari adam yormaz/Boyle güzel mahalle/Sevenleri ayırmaz/
Yarın gece Kale’de/Yıldızlara bakalım/Bu sonsuz aşkımızı/Yüreklere yazalım/
Türküyü Derleyen: Nigar FETTAHOĞLU (Emekli Öğretmen)
****Nigar Fettahoğlu’dan birkaç yerel türkü:



1- https://www.youtube.com/watch?v=ba6WZybSpBM
BU SENE YAYLALARDA PEMBE GÜLLER AÇAYİ
2-https://www.facebook.com/SALIHZEKIFETTAHOGLU/videos/10205989442827520
KUKU NE BAĞIRIRSIN KURU KURU DALLARDA
3-https://www.youtube.com/watch?v=ba6WZybSpBM
MAHALLE
Yazan:incegil.org24 Ekim 2020Yazı kategorisiGenelDüzenleTRABZON-TONYA’DAN BİR TÜRKÜ ÖYKÜSÜ:”MAHALLE”