Tonya’nın kurtuluşunun 100. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında bir dizi etkinlik düzenlendi.

Kurtuluş etkinlikleri kapsamında düzenlenen tarih ve kültür sempozyumu Ali Koç Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını Belediye Başkanı Osman Beşel yaptı. Başkan Beşel: “17 Şubat 1918 Tonyamızın kurtuluşunun 100. yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında 1. Tonya Tarihi ve Kültür Sempozyumu düzenlenmesinin uygun olacağını düşündük. Günümüz dünya düzeninde bazı topluluklar bir tarih ve bir kültür yaratarak bunun üzerinden biri millet varlığı oluşturmaya çalışırken bizler tarihi oluşturan, tarihimize, insanlığa ve medeniliğe kaynak oluşturan kültür değerlerimize sahip çıkmakta, bu değerlerimizi tanımlamakta, tanıtmakta ve yaşatmakta çok yeterli davrandığımızı iddia edemeyiz. Bugün bize düşen, topraklarımıza sahip çıkma bilinç ve gayretimizle birlikte tarihimize ve kültürümüze de sahip çıkmak olmalıdır. Bu sempozyumu tarih ve kültür mirası değerlerimizin de saldırılardan kurtarılarak en doğru şekilde tanımlanması, tanıtılması, hayatiyetinin tazelenmesi ve milli tarih sürecimizdeki doğru yerini almış olması yönünde en önemli etkinlik ve istifade etmemiz gereken önemli bir fırsat olarak değerlendiriyorum.” dedi.

Sempozyum öncesi, Prof. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu ve sempozyumun onur konuklarından Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu ile Prof. Dr. Celal Baki de birer selamlama konuşması yaptılar.

Sempozyumun birinci oturumunda, Prof. Dr. Hikmet Öksüz başkanlığında, Prof. Dr. Feridun M. Emecen, “Doğu Karadeniz’de Vadi Yerleşmeleri Tonya Örneği”, konusundaki sunumunda: “Tonya’nın 1583 tahrir kayıtlarında büyük bir köy birimi olarak zuhuru bu kesimin iskan tarihi açısından son derece önemlidir. Tonya bölgesinin bugüne ulaşan iskan tarihinin öncelikle XVI. asrın ortalarına rast geldiği, Tonya’nın ve Kumyatak’ın birlikte zikredilerek bu döneme ait tahrir kayıtlarında yer almaya başladığı, buradaki nüfusun antik döneme inen bir yapısı bulunmadığı, yerleşim alanını Ağasar Vadisine benzer bir süreç geçirdiği, Oğuz Köyü mezraları arasında Fol Vadisine doğru uzanan arazilerin daha 1515’ten itibaren birer etkinlik olarak tespit edildiği, bu kesime daha sonra gerek Oğuz Köyünden, gerekse Fol Vadisinin üst kesimlerinden göçlerin vuku bulduğu söylenilebilir” dedi.

Oturumda, Yrd. Doç. Hanefi Bostan, “Tonya Nahiyesinin İdari, Sosyal ve İktisadi Yapısı (16-17. yüzyıllar)”, Ayhan Yüksel, “Şer’iyye Sicillerine Göre Tonya’da Sosyal ve Ekonomik Hayat”, Prof. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu da “Ayanlık Döneminde Tonya’nın Yükselişi” konularında bildiriler sundular.

TONYA’DA MÜZE KURULMASI

Ayanlık Döneminde Tonya’nın Yükselişi konusunda Prof. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu yaptığı sunumda: “Osmanlı dönemi kayıtlarında ve hatta 1940’lı yıllardaki tapu kayıtlarında Konak kelimesi (Konak karyesi, Konak Mahallesi, Konak yanı) şeklinde kullanılmıştır. Elimizde rivayetler dışında konağın mimarisi hakkında bilgi yoktur. Konağın yanmış halini görenler 1935’lerden sonra tamamen yıkıldığını nakletmektedir.

Konağın yaklaşık olarak nasıl bir mimarı tarza sahip olduğu tarihi eserler konusunda uzman bir mimar tarafından ayakta kalmış olan ayan konaklarına bakarak tasarlanabilir. Gerekli taş ustaları vs. ile Ali Ağa Konağı yeniden rekonstrüe edilebilir.

Yapılacak Ali Ağa Konağı Tonya’nın tarih ve etnoğrafya müzesi olarak kullanılmak üzere Tonya’da (mümkünse) eski vakıf arazisi üzerinde veya herhangi bir yerinde kurulabilir.

Konağın bulunduğu bölge trafiğe kapalı (yürüyüş yolu) ve etrafında dükkan ve mağazaların bulunduğu bir cadde/sokak/meydan olabilir ve o bölge konakla birlikte bir yürüyüş/kültür alanı olur.”  dedi.

Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in başkanlığını yaptığı ikinci oturumda ise,

Araştırmacı Yazar Veysel Usta, “Birinci Dünya Savaşı ve İşgal Yıllarında Tonya ve Çevresi, Prof. Dr. Hikmet Öksüz, “Cumhuriyet Döneminde Tonya ve Çevresi”, Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, “Trabzon Kültür Tarihi Açısından Tonya ve Çevresi”, Prof. Dr. İhsan Günaydın, “Tonya’da Yerel Kalkınma (Tarım, Hayvancılık, Turizm)”, Prof. Dr. Asiye Mevhibe Coşar, “Derleme Sözlüğüne Göre Tonya Ağzı Söz Varlığı” konularında sunumlarını yaptılar.

Sempozyuma konuşmacı olarak katılan akademisyenlere plaketleri verildikten sonra kapanış konuşması Prof. Dr. H. Hilmi Hacısalihoğlu tarafından yapıldı.