YAZI/ABİDİN BEKAR

Yazımıza başlamadan ilk önce patates (Solanum tuberosum L.) ve İlçemizdeki üretimi ile ilgili bilgi verelim. Patates deyip geçmeyin sakın. 8 bin yıldan beri insanlar için vitamin deposu, bu sebzeden yapılan yemeklerin lezzetine ve tadına doyum olmuyor. Patates 8 bin yıldan beri yetiştirilen bir sebze, vatanı Güney Amerika. İspanyol fatihler, 16. Yüzyılda Avrupa’ya getirdiler. Ancak Avrupa’da benimsenmesi 19. Yüzyılın ortalarına kadar sürdü. Patatesin Türkiye’ye girişi, 1850’lerin başında Rusya ve Kafkasya’dan Doğu Karadeniz’e, 1853 ‘ten sonrada Avrupa üzerinden Sakarya bölgesine olmuştur. Vitamin deposu olan patates hiç yağ içermez. Orta boy haşlanmış ya da fırında pişirilmiş bir patates sadece 100 kalori verir. Buna karşın patates lifli bir besindir. Bir C vitamini ve B6 vitamini deposudur. Her gün 200-300 gram büyüklüğünde bir patates yenmesi halinde vücudun günlük C vitamini ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. 200 den fazla çeşidi bulunmaktadır. Mutfaklarımızda da türlü türlü yemekleri yapılmaktadır. Kızartması, haşlaması, püresi, omleti, kumpiri, etli yemeği, cipsi, köftesi ve alkolünden yapılan içkileri ve daha niceleri ben bunları yazarken sizin “biz bunu da yapıyoruz” deyişlerinizi duyuyorum.  Gelelim İlçemize. İlçemizde patates önceki yıllarda ekonomik olarak mısırdan sonra ikinci önemli ürünümüzdü. Ancak son yıllarda fındıkta uygulanan desteğe bağlı tarım politikalarının etkisiyle İlçemizdeki fındık dikim alanlarının hızla artması nedeniyle sıralamadaki yerini fındığa kaptırdı ama yine de öneminden hiçbir şey kaybetmedi. İlçemizde her yıl değişmekle birlikte 3000-3500 dekar alanda tarımı yapılmaktadır. Ortalama verim dekara 2500 kg. civarındadır. İlçemizdeki üretimi 7.500-8.750 ton arasında değişmektedir. İlçemiz için ne kadar önemli olduğu bu rakamlardan bellidir. Komşumuza, arkadaşımıza ve hatta misafirimize ikram ettiğimiz patatesimiz İlçemiz için önemini yine de korumaktadır.

İlçemiz için önemli Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu sebzemize son yıllarda Patates Siğili denen bir etmen musallat olmaya başlamıştır. Patates Siğil Hastalığı (Synchytrium endobioticium) denen bu illet kökler hariç tüm toprak altı kısımlarda ortaya çıkmaktadır. Urlar morfolojik olarak karnabahara benzeyen hiperplastik doku şeklinde gelişen biçimsiz tomurcuklanmış yapıdadır. Urlar toplu iğne başı büyüklüğünden yumruk büyüklüğüne kadar boyutlarda olabilir. Şiddetli bulaşmalarda yumrunun tamamı gal halini alabilir. Kullanılamaz duruma gelir. Şiddetli enfeksiyonlar, yumru oluşumunu önlemek suretiyle patates üretimini tahrip etmektedir. Etmen önemli derecede ürün kayıplarına neden olur. Ürünler ya tarlada ya da depoda çürür. Hastalığın bir tarlada bir kez görülmesi halinde tüm ürün pazarlanamaz ve tarla bulaşık olarak nitelendirilir. Bu zarara neden olan etmen toprakta çok uzun yıllar canlılığını koruyabilmesi nedeniyle bulaşık tarlada çok uzun yıllar patates tarımı yapılamamakta ve yapılmamalıdır. Bu gibi alanlarda her türlü bitki üretimi ve üretim materyali yetiştirilmesi yapılmamalıdır. Yayılması bu şekilde önlenmelidir. Kültür Bitkileri içerisinde tek doğal konukçusu patatestir. Patojen kışı toprakta dinlenme sporangiumu olarak geçirir.

Peki bu hastalıktan ürünümüzü ve tarlamızı nasıl korumalıyız: Ne yazık ki kimyasal mücadelesi mümkün değildir. İşte o zaman bütün iş biz üreticilere düşüyor. Yapacağımız birkaç kültürel önlemle ürünümüzü ve tarlamızı bu illetten koruyabiliriz.

*Bulaşık tarlalardan elde edilen yumrular tohumluk ve hayvan yemi olarak kullanılmamalıdır.

*Hastalıkla bulaşık bitkiler ve yumrular yakılmalı veya su kaynaklarından uzak bir yerde derin bir çukura gömülerek üzeri sönmemiş kireç ile kapatılmalıdır.

*Bulaşık alanlarda kesinlikle patates yetiştiriciliği yapılmamalıdır.

*Sağlıklı bitkilerden elde edilmiş tohumluk kullanılmalı mümkünse sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır.

*Üreticilerin bulaşık tarlada kullandıkları tarla işleme, çapalama ve hasat sırasında kullandıkları her türlü araç ve gereç ve hasat ettikleri ürünün üzerine yapışan toprakların tarla dışına çıkartılması temiz alanların bulaşmasına neden olacağından bunu önleyici tedbirler alınmalıdır.

*Son yıllarda tarla işlemede kullanılan el traktörleri ve diğer traktörlerin bu hastalığın taşınmasında önemli rol oynayacağından bulaşık tarladan gelip gelmediğine çok dikkat edilmelidir.

*Bulaşık tarlada kullanılan her türlü araç ve gereç % 5’lik çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir.

Bu hastalık İlçemizde yeni görülmeye başladığından dolayı bunu gördüğümüzde tanımak için bir iki hastalıklı resim yayınlayalım istedik. Bu hastalığın daha fazla yayılmaması için bilinçsizce ekim yapılmamalı üreticilerimiz daha bilinçli hareket etmelidir. Hastalığın görüldüğü alanlardaki tarla sahipleri en yakın İl/İlçe Tarım Müdürlüklerine müracaat etmelidir.

Hastalıklardan ari ürünler yetiştirilmesi dileğiyle ürününüz bol ve bereketli olsun.