Yerel gazetelerde bir haber:

“Sivri Tepesi Efsanesini Yaşatacağız.”

Neler varmış da haberimiz yokmuş!

Neymiş efsane?

Şuymuş:

“Ruslara bir günde en büyük zayiat Sivri Tepesi’nde verildi ve 700 Rus öldürüldü. 93 gün Ruslar buradan geçirilmedi…”

Vay be!...

Hangi kaynakta, hangi belgede var bu?

Ruslara karşı şanlı direniş, Albay Hacı Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki askerler ve milis kuvvetleri tarafından Eşek Meydanı, Fenko, Hıdırnebi, Karadağ, Rısafa tepelerinde verilmedi mi?

Akçaabatlı, Tonyalı, Vakfıkebirli, Beşikdüzülü vatandaşlar, aç, susuz, çıplak, yeteri kadar silahı olmadan canını dişine takarak üç ay sürdürdüğü direnişte Rusları durdurmadı mı?

Bozahmetoğlu Mustafa Çavuş, Kadıoğlu Muhammet Hafız, Kalyoncuoğlu Kerim Çavuş, Hapsioğlu Halit Onbaşı, Ramazanoğlu Tekavutun Salih, Hacısalihoğlu Pirağa, Lermioğlu Keleş ve Lermioğlu Halim, Mollaoğlu Sefer Çavuş, Mollabektaşoğlu Porosot Mehmet Çavuş, Güneylioğlu Mehmet Ali, Sanioğlu İzzet Çavuş, Kâtipoğlu Mehmet Onbaşı, Garbetoğlu Ahmet Çavuş Karadağ çarpışmalarının Tonyalı milis komutanlarıydı…

Sonra?

Bayburt cephesindeki kuvvetlerimiz yenilmiş, Rusların Gümüşhane üzerinden yürüdüğü öğrenilince, Karadağ direnişi de sonlandırılmış ve Tonya’dan batıya doğru göç başlamış.

Tonya sınırları içinde Rus işgal kuvvetleri ile bir çatışma yok.

Ne var?

Karşular Mahallesi ilkokulunun kuzey yönünde yaklaşık 100 metre mesafede sekiz kişiyi Rus askerleri kurşuna dizmiş. Şehit olanların kimlikleri de belli.

Tonya’nın Kayacan Köyü’nden Mukaidoğlu Mehmet Efendi’nin oğulları Milis Kuvvetleri Komutanlarından Muhammet Hafız, Salih Efendi, Rahmi Efendi, yeğenleri Mahmut Ziya ve Lütfü Hafız. Vakfıkebir’den Zamanisoğlu Mustafa, Şabanoğlu Ali, Mollaoğlu Hurşit ile Komutoğlu Ali.

Mukaidoğlu ailesinden şehit olanların kemikleri daha sonra alınıp Kayacan Köyü’ne getirilmiş. Adı geçen şehitler için Karşular Mahallesi’nde aileleri tarafından bir de mezar yaptırılmış.

Değişik yerlerde birkaç münferit olay dışında, Tonya’da Ruslarla yaşanan bir çatışma yok…

Bir de Muzaffer Lermioğlu’nun Akçaabat-Akçaabat Tarihi ve Birinci Genel Savaş Hatıraları adlı kitabını kaynak göstererek anlatılan başka bir olay var.

1902 yılında doğan Muzaffer Lermioğlu, Akçaabat’ın sayılı aydınlarından biridir. Muhacirlik dönüşü Akçaabat’ta dava vekili olarak çalışmaya başlar.

Araştırmaya meraklıymış. Rus işgalinin ardından Akçaabat’ın köylerini gezmiş, o günün koşullarında anlatılanları dinlemiş, not almış, başka köylerden gelen bilgileri derlemiş.

Lermioğlu kitabında şöyle yazmış:

Ruslar, “Karaağaç boğazı ile Biçinlik boğazı arasında üç yüz kişiyi öldürdü.”

Şimdi inceleyelim:

Belirtilen yer şimdiki Yenimahalle ve Karşular Mahallesi’nin bulunduğu yer.

Üç yüz kişi öldürülmüşse, mezarlarının bu mahallelerin birinde olması gerekir. Böyle bir mezarlık yok. Aradan 101 yıl geçmiş. Mezarların yok olması mümkün değil. Kaldı ki, Karşular Mahallesi mezarlığı iki yüz yılı aşan bir tarihe sahip…

Öyleyse öldürülenler bu bölgeden değil.

Nereden olabilir?

Varsayalım ki sözü edilen üç yüz kişi Vakfıkebir, Çarşıbaşı, Akçaabat köylerinden muhacir çıkanlar…

Ya mezarları burada olmalı ya da ölüleri köylerine taşınmış olmalı.

Mezarlık yok, öyleyse taşındılar!....

Yüz yıl öncenin ulaşım koşullarında, bir yandan işgal var, can pazarı var… Kim, hangi olanaklarla üç yüz cenazeyi buradan götürmüş?

Tarihi yapanlara, tarihi yazanlar sadık kalmalı.

Hamaset nutukları ile tarih yazılmaz. Olsa olsa tarih çarpıtılır. Bu da geçmiş mücadeleye övgü değil, olsa olsa ihanet olur.

Gelelim Sivri Tepesine…

Ne deniyor haberin başlığında: “Sivri Tepesi Efsanesini Yaşatacağız.”

Adı üstünde, efsane!...

Tarihi gerçeklik yok.

Gelin hep birlikte soralım:

Sivri Tepesi’nde yaşanan (!) çatışma/savaş ile ilgili belgeniz var mı? Hangi kaynakta var? Devletin arşivlerinin neresinde buldunuz?

Şöyle önümüze koyun da biz de bilelim. Cahilliğimizi giderelim.

Şundan duydum, falanca böyle dedi, orada taşlarla çevrili bir kayalık var… demekle tarih belirlenmez.

Dedemden duydum, amcam böyle anlatmıştı sözleri belge değildir. Bilimsel çalışmalara dayanak oluşturmaz.

Herkesin dedesinin bir hikâyesi vardır. Hikâyelerle, masallarla, efsanelerle yola çıkarsanız ya ayağınız kayar düşersiniz ya da tarihi gerçeklerle yüzleşince duygusallıklarınız tuz buz olur.

Koca koca siyasetçiler, koca koca müdürler, etiketli yazarlar bir araya gelerek şehit olmayan bir tepede şehitlik kuracağınıza, 1280 rakımlı tepeyi Tonya’nın geleceğine yönelik projelerle şenlendirin… Tonya, Vakfıkebir ve Beşikdüzü’nün çatısı gibi duran Sivri Tepesi, anlamlı turistik yatırımları hak eder diye düşünüyorum.

Yiyeceği, giyeceği, silahı olmayan; öldürdükleri Rus askerlerinden ele geçirdikleri tüfeklerin uskuryasını değiştirip Osmanlı mermisi uydurarak savaşan dedelerimizi rahmetle anıyorum.

Tarihin uskuryasını değiştirmek geleceğimize bir şey kazandırmaz…

HASAN KALYONCU